Hukukhaberleri
Veraset Davalarında Irs ve Nesep İlişkisinin Nüfus Kayıtlarının Yanında Tanık ve Diğer Delillerle Kanıtlanmasının Mümkün Bulunduğu Yazdır
Sosyal Medyada Bizi Paylaşın

(Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi m. 6) (2709 S. K. m. 36) (6100 S. K. m. 27, 317, 320, 353, 382, 385) (4721 S. K. m. 30, 575, 598) (2004 S. K. m. 17, 18) (18. HD. 26.09.2013 T. 2013/9022 E. 2013/12346 K.) (14. HD. 23.01.2017 T. 2016/4352 E. 2017/455 K.)

 

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:

 

Davacı ilk derece mahkemesine vermiş olduğu dava dilekçesinde özetle, Samsun ili Havza ilçesi Eymir köyü doğumlu olan ve babaannesi G. S.'ın babası olan B. oğlu H. K.'nun vefat ettiğini, dedesinin veraset ilamının çıkartılarak tarafına verilmesini talep ve dava ettiği görülmüştür.

 

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:

 

İlk derece mahkemesince davacının davasının husumet yokluğu nedeniyle reddine, dair karar verildiği anlaşılmıştır.

 

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:

 

Davanın taraflarına usulüne uygun olarak karar tebliğinin gerçekleştirildiği, süresinde davacı tarafından istinaf kanun yoluna başvurulduğu, davacı tarafından ibraz edilen başvuru dilekçesi ile özetle; verilen kararın haksız, hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, tarihlere ilişkin resmi verilere ulaşmanın mümkün olmadığını, tanıklık yapacak kişilerin de doğalilişkin resmi verilere ulaşmanın mümkün olmadığını, tanıklık yapacak kişilerin de doğal olarak olmadığını, mahkemece sözlü olarak beyanının alınmadığını, belirterek yerel mahkeme kararının kaldırılmasını talep ettiği, anlaşılmıştır.

 

DELİLLER: 6100 sayılı HMK ve tüm dosya kapsamı.

 

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKİ SEBEPLER ve GEREKÇE:

 

Dava, mirasçılık belgesi verilmesi istemine ilişkin olup, mahkemece dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda talebin reddine karar verilmiş, hüküm davacı tarafından istinaf edilmiştir.

 

Davacı dilekçesinde muris dedesi H. K.'nin mirasçılık belgesinin düzenlenmesini talep etmiş, mahkemece davacının mirasçı olmadığı gerekçesiyle dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda davanın reddine karar verilmiştir.

 

6100 sayılı HMK. nun 382/2/c-6 maddesine göre mirasçılık belgesi verilmesi işlerinin çekişmesiz yargı işi olduğu, 385. maddesine göre niteliğine uygun düştüğü ölçüde basit yargılama usulünün uygulanacağı, 317. maddesine göre ise davalıya tebligat yapılması gerektiği, ayrıca aynı yasanın 320/1 maddesinde "mahkeme, mümkün olan hallerde tarafları duruşmaya davet etmeden dosya üzerinden karar verir" hükmünün yer aldığı, somut olayda da mahkemece dosya üzerinden karar verildiği, yapılan uygulamanın yasanın yanlış yorumlanmasından kaynaklandığı, ancak hukukun cevaz verdiği hallerde duruşma açmadan dosya üzerinden karar verilebileceği (örneğin; ihtiyati tedbir ve ihtiyati haciz kararları gibi) veya yasanın duruşma açılmadan dosya üzerinden karar verilmesinde hakime takdir hakkı tanıdığı hallerde dosya üzerinden karar verilebileceği (örneğin; İİK'nun 17-18. maddelerinde öngörülen şikayet davası gibi), kanunun açıkça duruşma açılarak yargılama yapılmasını emrettiği hallerde dosya üzerinden karar verilemeyeceği, 6100 sayılı HMK'nun hukuki dinlenme hakkı başlıklı 27. maddesi gereğince, davanın taraflarının, kendi hakları ile bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakkına sahip oldukları, bu hakkın yargılama ile ilgili bilgi sahibi olunmasını da içerdiği, hukuki dinlenme hakkının Anayasa'nın 36. maddesi ile düzenlenen iddia ve savunma hakkının kullanılmasına olanak tanınması ilkesinin doğal bir sonucu olduğu, aynı zamanda bunun, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 6. maddesinde düzenlenen adil yargılama hakkının da en önemli unsuru olduğu, buna göre savunma hakkını güvence altına alan T.C. Anayasası'nın 36. maddesi ile 6100 sayılı HMK'nın 27. maddesinde açıkça belirtildiği üzere, mahkemece davacı ve davalı taraf dinlenmek ve savunması alınmak üzere kanuni şekillere uygun olarak davet edilmedikçe hüküm verilmesinin mümkün olmayacağı, bu nedenlerle duruşma açılmak suretiyle inceleme yapılması gerekirken (bkz. Y.18.HD'nin 26/09/2013 gün ve 2013/9022-12346 E ve K sayılı; aynı dairenin 03/11/2015 gün ve 2015/2500 E ve K sayılı kararları) dosya üzerinden inceleme yapılarak yazılı şekilde karar verilmesinin doğru olmadığı, kabule göre de, Mahkemece davacının mirasçı sıfatı bulunmadığından davanın reddine karar verilmiş olup, davacının dava dilekçesinde muris dedesi H. K.'nin (babaannesinin babası) mirasçılık belgesinin verilmesini talep ettiği, dosya içerisindeki belgelerden mirasçılık belgesi verilmesi talep edilen davacının babaannesi Gülsüm'ün babası H.'in Havza, Eymir Köyü, 136 ada 3 parselde tam hisse ile malik olduğu ve isminin B. oğlu H. K. olarak geçtiği, bu taşınmazın kadastro tutanağının incelenmesinde davacının babası M. S.'ın kadastro tespitine itiraz ettiği, 04/12/1985 tarihli ifade zaptından yapılan tespitlerin doğru olup, muterizin dedesi üzerine yazıldığının belirtildiği, dolayısıyla 136 ada 3 parsel maliki B. oğlu H. K.'nun mirasçılık belgesi talep eden davacı A. S.'ın babası M. S.'ın dedesi olduğu, dolayısıyla davacı ile muris arasındaki ırs ve nesep ilişkisinin ispatlandığı anlaşılmaktadır.

 

Dava TMK'nun 598. maddesine dayalı mirasçılık belgesi verilmesi istemine ilişkindir. TMK'nun 598. maddesinde, başvuru üzerine yasal mirasçı oldukları belirlenenlere Sulh Mahkemesince mirasçılık sıfatlarını gösteren bir belge verileceği, mirasçılık belgesinin geçersizliğinin her zaman ileri sürülebileceği belirtilmiştir. Yine aynı kanunun 575. maddesi hükmüne göre miras ölümle açıldığı gibi 30. madde hükmüne göre de doğum ve ölümün nüfus sicilindeki kayıtlarla ispat olunabileceği, nüfus kütüklerinde kayıt bulunmaması veya bulunan kaydın doğru olmadığının anlaşılması halinde ise gerçek durumun her türlü delille kanıtlanmasının mümkün olduğu hususu düzenlenmiştir.

 

Hukukumuzda çekişmeli yargıya tabi davalarda taraflarca hazırlama ilkesi geçerli olup hakim tarafların talepleri ile bağlıdır. Eş deyişle çekişmeli yargıya tabi bulunan davalarda hakim, talepte bulunan tarafların iddia ettiği olaylar ve ileri sürdüğü deliler ile yetinerek karar vermek zorundadır. Çekişmesiz yargıya tabi davalarda ise resen araştırma ilkesi geçerli olup örneğin mirasçılar tarafından açılan bu tür davalarda, davacının sadece kendisinin mirasçı olduğunu, diğer bir ifade ile kendisi ile miras bırakan arasındaki soybağını kanıtlamak zorunda olduğu, başka mirasçı bulunup bulunmadığı hususu ile miras paylarının ise, mahkemece resen belirleneceği kuşkusuzdur. Bu tür davaların reddine karar verilebilmesi için miras bırakanın hiçbir şekilde yaşamadığının, böyle bir kişinin mevcut olmadığının belirlenmesi veya davacının murisin mirasçısı olmadığının tespiti gerekir. (bkz. Y. 14 H.D'nin 2016/4352 E- 2017/455 K ve Y. 8.H.D'nin 2013/7321 E - 2014/605 K sayılı ilamları)

 

Somut olayda, dosya kapsamına göre, davacının mirasçı olmadığından bahisle davanın reddine karar verilmişse de, veraset davalarında ırs ve nesep ilişkisinin nüfus kayıtlarının yanında tanık ve diğer delillerle kanıtlanması da mümkün bulunduğuna göre, dosyaya celbedilen kadastro tutanağı ve eklerine göre davacı ile mirasçılık belgesi talep edilen arasındaki ırs ve nesep ilişkisinin ispatlanmış olması ve davacının talebinin Havza, Eymir Köyü, 136 ada 3 parsel maliki B. oğlu H. K.'nun davacının babaannesinin babası olması sebebiyle mirasçılık belgesi verilmesi istemine ilişkin olarak değerlendirilip Havza Nüfus Müdürlüğünden, Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğünden Havza ilçesinde nüfusa kayıtlı olan kişiler taranarak B. oğlu H. K. isimli kişinin kaydının bulunup bulunmadığı araştırılıp, mirasçılık belgesinin her zaman aksinin iddia ve ispat imkanının bulunması karşısında mevcut nüfus kayıtlarına göre değerlendirme yapılarak davacının babaannesinin babası B. oğlu H. K.'nun mirasçılık belgesinin düzenlenmesi gerekirken yerinde olmayan ve yanılgılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmesinin isabetsiz olduğu anlaşılmakla davacının istinaf isteminin kabulü gerektiği, ayrıca 6100 sayılı HMK nun, "duruşma yapılmadan verilecek kararlar" başlıklı 353. maddesinin 1.fıkrasının a bendinde, özellikle bazı önemli ve klasik usul eksikliklerinin mevcudiyeti halinde Bölge Adliye Mahkemesinin dosyayı duruşma yapmadan yeniden görülmek üzere ilk derece mahkemesine gönderme kararı verebileceği haller bakımından düzenleme yapıldığı, anılan yasa maddesinin a bendinin 6 numaralı alt bendinde ise; mahkemece, tarafların davanın esası ile ilgili olarak gösterdikleri delillerin hiçbiri toplanmadan veya gösterilen deliller hiç değerlendirilmeden karar verilmiş olması haline yer verildiği, iş bu yasa maddesindeki "hiçbiri" "hiç" kavramlarını, dar anlamda istinaf sisteminde davanın esası ile ilgili olarak taraflarca gösterilen delil ya da delillerin kısmen toplanıp değerlendirilmekle birlikte toplanan delil ya da delillerin davayı çözümlemeden uzak olması ve esaslı eksiklik bulunması halini de kapsar şekilde yorumlamanın gerektiği, başka bir deyişle, toplanması zaruri olan delil ya da deliller toplanmakla birlikte esaslı bir eksiklik nedeniyle ihtilafı çözmeye ve hüküm kurmaya elverişli değil ise, hiç toplanmamış ve değerlendirilmemiş sayılmasının gerektiği kanaatine varılmakla istinaf başvurusuna konu mahkeme dosyasında yukarıda açıklandığı şekilde belirlenen eksik inceleme ve delil değerlendirilmesi yönündeki eksikliğin giderilmesi ve sonrasında yeniden karar verilmesi için dosyanın ilk derece mahkemesine iadesine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulması cihetine gidilmiştir.

 

HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

 

1-Davacının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nun 353(1) a-6.maddesi gereğince kabulü ile HAVZA SULH HUKUK MAHKEMESİ'nin 24/04/2018 tarih 2017/535E.- 2018/148K.sayılı HÜKMÜNÜN KALDIRILMASINA,

 

2-Dosyanın, gerekçede belirtilen eksikliklerin yerine getirilmesi ve kararımızın taraflara tebliği için kararı veren HAVZU SULH HUKUK MAHKEMESİ'ne GÖNDERİLMESİNE,

 

3-Dosyanın İstinaf Mahkemesine gönderilmesi amacıyla davacı tarafından yapılan posta masrafı ve tebligat giderleri ile davacıdan alınan istinaf kanun yoluna başvuru harcının istinaf davacı üzerinde bırakılmasına,

 

4-Davacı tarafından dosyanın istinaf mahkemesine gönderilmesi sırasında yatırılan 35,90 TL istinaf karar harcının istek halinde davacıya iadesine,

 

Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, kesin olmak üzere 29.05.2018 tarihinde, oybirliği ile karar verildi.

 

Samsun BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
6. Hukuk Dairesi
Esas: 2018 / 2363
Karar: 2018 / 2399
Karar Tarihi: 29.05.2018

Copyright © 2015 - Mavıoğlu
Uşak / Türkiye