Hukukhaberleri
Tapu İptal ve Tescil Davası Mirasçıların Olur Vermemesi veya Hiç Beyanda Bulunmaması Halinde Murisin Terekesine Temsilci Atanması İçin Sürel Verilmesi Gerektiği Yazdır
Sosyal Medyada Bizi Paylaşın

(6100 S. K. m. 353, 355) (4721 S. K. m. 640)

 

İstinaf yoluna başvuran tarafın/vekillerinin istinaf başvurusu üzerine Akyazı Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2017/38 esas sayılı dosyası ve dava dosyasında verilen 26/12/2017 tarih ve 2017/973 Karar sayılı gerekçeli kararı incelendi.

 

Ön inceleme raporunda belirtildiği üzere dosyada ön inceleme sonucu karar verilecek nitelikte bir eksikliğin bulunmadığı ve HMK 353. maddesi uyarınca duruşma yapılmaksızın usul yönünden incelenebileceği anlaşılmakla, dosya ve HMK 354. maddesi uyarınca yapılan görevlendirme gereği sunulan inceleme raporu incelendi.

 

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:

 

Tarafların İddia ve Savunmaları:

 

Davacı vekili, 30/01/2017 tarihli dava dilekçesi ile; müvekkilinin annesi muris F. G.' nün 14/03/2014 tarihinde vefat ettiğini, murisin sağlığında Sakarya ili, Akyazı ilçesi, Karabulak mahallesi, 107 ada 118 nolu taşınmazı 05/09/2012 tarihinde kız kardeşinin kızı davalıya devrettiğini, bunun gerçek bir satış olmadığını, mirasçılardan mal kaçırmak amacıyla yapıldığını, murisin taşınmaz satışına ihtiyacının olmadığını, taşınmazın satış miktarı ile gerçek değeri arasında fark olduğunu, taşınmaz satışında bedel ödenmediğini, murisin devir tarihinde sağlık problemlerinin olduğunu, taşınmazın tapu kaydının iptal ile mirasçıları adına miras payları oranında tescilinin gerektiğini, bu sebeple iş bu davayı açtıklarını belirtmiştir.

 

Davalı vekili cevap dilekçesi ile; murisin son zamanlarında rahatsız olduğunu, kendi ihtiyaçlarını karşılayamadığını, kendisine çocukları S. K., F. G. ve S. G.' nün baktığını, diğer çocuklarının ilgilenmediğini, davalının murisin rahatsızlığı ve paraya ihtiyacı olması sebebiyle taşınmazı 15.000,00 TL ödeyerek aldığını, murisin hesabındaki 54.000, 00 TL paranın miras davası sonucu geldiğini, davacının kötü niyetli olduğunu, açılan davanın reddinin gerektiğini belirtmiştir.

 

İlk Derece Mahkemesi Kararı:

 

Akyazı Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2017/38 esas ve 2017/973 karar sayılı 26/12/2017 tarihli kararı ile; davacının davasının reddine karar verilmiştir. Gerekçeli karar taraflara usulüne uygun tebliğ edilmiştir.

 

İleri Sürülen İstinaf Sebepleri:

 

Davacı süresi içerisinde gerekli harçları yatırarak istinaf talebinde bulunmuştur. İstinaf dilekçesi karşı tarafa tebliğ edilmiştir.

 

Davacı vekili istinaf dilekçesi ile; muvazaalı işlemi tanık anlatımları ve yapılan keşif ile ispatladıklarını, davalının iddia ettiği satış bedelini ödediğine dair belge sunamadığını, murisin terekesinde bulunan mevduatında kendisinin taşınmaz satışına ihtiyacının olmadığının kanıtı olduğunu, mahkemenin hatalı karar verdiğini, verilen kararın kaldırılmasının gerektiğini bildirmiştir.

 

Davalı vekili cevap dilekçesi ile; müvekkilin maddi durumunun iyi olduğunu, taşınmazı bedelini ödeyerek aldığını, mahkeme kararının doğru olduğunu ve istinaf talebinin reddinin gerektiğini belirtmiştir.

 

Gerekçe Ve Sonuç:

 

HMK'nın 355. maddesi gereği, kamu düzenine aykırılık teşkil eden hususlar hariç tutularak, istinaf neden ve gerekçeleri ile sınırlı olmak üzere yapılan incelemede;

 

Dava, muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.

 

1.4.1974 gün ve 1/2 sayılı İBK’nda sözü edilen muris muvazaasında, mirasbırakan ile sözleşmenin karşı tarafı malın temliki hususunda anlaşmakta, ancak görünüşteki sözleşmenin niteliğinin değiştirilmektedir. Dolayısıyla muris muvazaası aynı zamanda tam muvazaa niteliğindedir. Muris muvazaasında mirasbırakan ile karşı taraf arasında yapılan muvazaa anlaşması mevcut olup, amaç mirasçıları aldatmaktır. Bu muvazaa türünün bünyesinde iki farklı sözleşmenin yer alması nedeniyle nisbi muvazaa niteliğindedir. Çeşitli şekillerde ortaya çıkar; gerçekte bağış olan işlemi satım sözleşmesi gibi, gerçekte bağışlamasına karşın ölünceye kadar bakma sözleşmesi gibi. Bu durumda görünürdeki sözleşme tarafların gerçek iradelerine uymadığından, gizli bağış sözleşmesi de şekil koşullarından yoksun bulunduğundan, saklı pay sahibi olsun veya olmasın miras hakkı çiğnenen tüm mirasçılar dava açarak resmi sözleşmenin muvazaa nedeni ile geçersizliğinin tespitini ve buna dayanılarak oluşturulan tapu kaydının iptalini isteyebilirler. Miras bırakanın yaptığı temliki tasarruflardan zarar gören mirasçılar, tenkis davası ile birlikte kademeli olarak veya tenkis davası açtıktan sonra ayrı bir dilekçe ile muris muvazaası nedenine dayalı iptal ve tescil davası açabilirler (22.5.1987 tarih ve 4/5 sayılı İBK).

 

Öte yandan, 1.4.1974 gün ve ½ sayılı İBK’nda sözü edilen muvazaa sebebine dayanan iptal davaları bir süreye tabi değildir. Muvazaa iddiaları zamanaşımına uğramaz. “...Muvazaa iddiasına dayalı davaların da zamanaşımına ve hak düşürücü süreye tabi olmaksızın her zaman açılabileceği yargısal uygulamayla benimsenmiştir. Hukuk Genel Kurulunun 22.6.1983 gün ve 479/719 sayılı kararında da belirtildiği üzere muvazaa sebebinin ortadan kalkması veya bir zamanın geçmesi ile görünürdeki işlemin geçerli hale gelemeyeceği kuşkusuz bulunduğundan, muvazaa iddiası her zaman ileri sürülebilir. Bu nedenle muvazaa iddialarında zamanaşımı kabul edilmemiştir. Öyle ise yasanın kişilere tanıdığı bir hakkın kullanılması da kötü niyetle bağdaştırılamaz. Kaldı ki, işlemin muvazaalı olduğunun belirlenmesi durumunda işlemin tarafı olan kişiler iyi niyetli olamayacakları gibi süre geçmekle de iyi niyetli kabul edilmelerine yasal olanak bulunmamaktadır...”(HUKUK GENEL KURULU E. 2014/1-560 K. 2015/2371 T. 04.11.2015)

 

Muris F. G.' ye ait veraset ilamı dosya içerisine sunulmuştur. İncelenmesinden; murisin 20/04/1933 doğumlu olduğu, 14/03/2014 tarihinde vefat ettiği, mirasının 1 payının S. G.'ye, 1 payının M. E. G.' ye, 1 payının S. K.' ya, 1 payının F. G.' ye, 1 payının S. G.' ye, 1 payının H. G.' e ve 1 payının G. Ş.' e isabet ettiği anlaşılmıştır.

 

Davacı diğer mirasçıların davaya dahil edilmesi yönünde dilekçe sunmuş, mahkeme kalan mirasçıları davaya dahil etmiştir.

 

Mahkemece, dava konusu taşınmaza ilişkin tapu kaydı ile resmi senet dosya içerisine getirtilmiştir. İncelenmesinden; taşınmazın 3.341,24 m2, tarla vasfında, F. G. adına kayıtlı iken 05/09/2012 tarihinde 6.000,00 TL karşılığında H. A.' a satıldığı anlaşılmıştır.

 

Mirasçılardan M. E. G. ile H. G. verdikleri beyan dilekçesi ile, davanın kabulünü talep etmişler, kardeşleri S. ile davalının muvazaalı işlem yaptıklarını bildirmişlerdir.

 

Mahkemece, 16/10/2017 tarihinde keşif icra edilmiştir.

 

Tapu fen bilirkişisi raporunda taşınmazı krokisinde göstermiştir.

 

Ziraat mühendisi raporunda; taşınmazı fotoğraflayarak, taraf beyanlarını, tapu kaydını, taşınmazın özelliklerini, yerinde yaptıkları tespitleri belirtip, dava tarihi itibarıyla taşınmazın değerinin 59.574, 31 TL olduğunu, 05/09/2012 tarihindeki değerinin ise 42.600,81 TL olduğunu belirtmiştir.

 

Mahkemece, tanık anlatımlarına başvurulmuştur.

 

Davacı tanıkları beyanlarında; murisin ekonomik durumunun iyi olduğunu, diyabet hastalığı ve kısmi felçli olduğunu, taşınmaz satışına ihtiyacının olmadığını, eşinin ölümünden sonra İstanbul' da büyük kızının yanında kalmaya başladığını, iki emekli maaşının ve İstanbul'da bir evinin bulunduğunu belirtmişlerdir.

 

Davalı tanıkları beyanlarında; murisin 2012 yılında taşınmazını satılığa çıkardığını, davalının 15.000,00 TL karşılığında taşınmazı aldığını, bedelinin tapu müdürlüğünde elden verildiğini, taşınmazın icarda olduğunu, alınan paranın davalının babasına verildiğini onunda baldızının kızına verdiğini bildirmişlerdir.

 

Bu tür uyuşmazlıkların sağlıklı, adil ve doğru bir çözüme ulaştırılabilmesi, davalıya yapılan temlikin gerçek yönünün diğer bir söyleyişle miras bırakanın asıl irade ve amacının duraksamaya yer bırakmayacak biçimde ortaya çıkarılmasına bağlıdır. Bir iç sorun olan ve gizlenen gerçek irade ve amacın tespiti ve aydınlığa kavuşturulması genellikle zor olduğundan bu yöndeki delillerin eksiksiz toplanılması yanında birlikte ve doğru şekilde değerlendirilmesi de büyük önem taşımaktadır.

 

Bunun için ülke ve yörenin gelenek ve görenekleri, toplumsal eğilimleri, olayların olağan akışı, miras bırakanın sözleşmeyi yapmakta haklı ve makul bir nedeninin bulunup bulunmadığı, davalı yanın alış gücünün olup olmadığı, satış bedeliyle sözleşme tarihindeki gerçek değer arasındaki fark, taraflarla miras bırakan arasındaki beşeri ilişki gibi olgulardan yararlanılmasında zorunluluk vardır.

 

Somut olayda; dava dilekçesinde dava konusu taşınmazın murisin terekesine döndürülmesi istenilmiş, diğer mirasçıların davaya dahil edilmesini sağlanmış, mirasçılardan ikisi açılan davaya olur verdiklerine dair dilekçe sundukları, diğer dört mirasçının olumlu veya olumsuz beyanlarının bulunmadığı, davacının taşınmazın terekeye dönmesini talep etmesi nedeniyle diğer mirasçılarının muvafakatlarının alınmasının gerektiği, mirasçıların olur vermemesi veya hiç beyanda bulunmaması halinde TMK’nın 640. Maddesi uyarınca murisin terekesine temsilci atanması için davacıya süre verilmesinin gerektiği, mahkemenin murisin terekesine temsilci atanmasını sağlamadan yargılamayı sonlandırdığı, dolayısıyla taraf teşkili sağlamadan karar verdiği anlaşılmıştır.

 

Yukarıdaki sebeplerle, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1.a.4 maddesi gereğince kararın kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine duruşma yapmadan kesin olarak karar verilmiştir.

 

HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle:

 

1-İstinaf başvurusunun esasa ilişkin sebepler incelenmeksizin KABULÜ ile; Akyazı Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 26/12/2017 tarih, 2017/38 esas, 2017/973 karar sayılı kararının HMK'nın 353/1.a.4. Maddesi gereğince KALDIRILMASINA,

 

2-Dosyanın, davanın yeniden görülerek bir karar verilmek üzere mahalli mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,

 

3-Davacı tarafça yatırılan 35,90 TL istinaf peşin harcının istek halinde ilk derece mahkemesince davacı tarafa iadesine,

 

4-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından istinaf kanun yoluna başvuran yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,

 

5-Yapılan istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince verilecek kararda dikkate alınmasına,

 

Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-1 bendi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 29/05/2018

 

İstanbul BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
2. Hukuk Dairesi
Esas: 2018 / 706
Karar: 2018 / 1055
Karar Tarihi: 29.05.2018

Copyright © 2015 - Mavıoğlu
Uşak / Türkiye