Hukukhaberleri
Uşak Avukat - Akıl Hastalığına Dayalı Boşanma Davası Yazdır

Özet: Akıl hastalığı hukuki sebebine dayanılarak açılan davada eşlerden biri akıl hastası olup bu yüzden ortak hayat diğer eş için çekilmez hale geldiğinde, hastalığın geçmesine olanak bulunmadığı resmi sağlık kurulu raporuyla tespit edilmek koşuluyla bu eşin boşanma davası açabileceğine dair hükme dayanılmış, ancak bu koşulların varlığı araştırılmadan önce akıl hastası olduğu iddia edilen davalının, davada kendisini temsil yeteneği belirlenmesi gerektiğinden ve davalının ruhsal rahatsızlığı ileri sürülmüş ve bu iddia dosya arasındaki bir kısım delille de doğrulanmış olsa da alınan raporlar davalı kadının sağlık durumunu ve özellikle vesayet altına alınıp alınamayacağını yeterince ortaya koymaya elverişli bulunmadığından mahkemece öncelikle yapılacak iş; davalının vesayet altına alınmasının gerekip gerekmediği araştırılması için Adli Tıp Kurumu’ndan rapor alınması yoluna gidilmesi ve bu hususun bir ön sorun sayılarak sonucuna kadar yargılamanın bekletilmesi gerektiği ancak bu yön göz önünde tutulmadan yetersiz raporlara itibar edilip yargılamaya devam olunarak, yazılı şekilde karar verilmesinin usul ve kanuna aykırılığı nedeniyle kararın bozulması gerekmiştir.


T.C.
Yargıtay
2. Hukuk Dairesi
E: 2016/25338 K: 2017/200 K.T.: 10.01.2017
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
Dava akıl hastalığı hukuki sebebine dayalı olarak açılmış, davanın reddine karar verilmiştir.
Eşlerden biri akıl hastası olup da bu yüzden ortak hayat diğer eş için çekilmez hale gelirse, hastalığın geçmesine olanak bulunmadığı resmi sağlık kurulu raporuyla tespit edilmek koşuluyla bu eş boşanma davası açabilir (TMK m.165).
Ancak, Türk Medeni Kanununun 165. maddesinin koşullarının bulunup bulunmadığının tespitinden önce, akıl hastası olduğu iddia edilen davalının, davada kendisini temsil yeteneğinin bulunup bulunmadığının belirlenmesi zorunludur.
Tarafların, taraf ve dava ehliyetine sahip olmaları dava şartlarından (HMK m.114/1-d) olup, bu husus kamu düzeniyle ilgilidir. Mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırmakla yükümlüdür. Taraflar da dava şartı noksanlığını her zaman ileri sürebilirler. (HMK m.115/1) Davada, davalının ruhsal rahatsızlığı ileri sürülmüş ve bu iddia dosya arasındaki bir kısım delille de doğrulanmıştır. Alınan raporlar davalı kadının sağlık durumunu ve özellikle vesayet altına alınıp alınamayacağını yeterince ortaya koymaya elverişli değildir. Bu durumda mahkemece öncelikle yapılacak iş; Türk Medeni Kanununun 405. ve Hukuk Muhakemeleri Kanununun 56. maddesi uyarınca davalının vesayet altına alınmasının gerekip gerekmediği araştırılması için dosyada mevcut diğer raporlarda eklenmek suretiyle adli Tıp Kurumundan rapor alınması yoluna gidilmesi ve bu hususun bir ön sorun sayılarak sonucuna kadar yargılamanın bekletilmesi, ön sorun halledildikten sonra yargılamaya devamla, işin esasına girilerek mevcut ve varsa toplanacak diğer tüm deliller hep birlikte değerlendirildikten sonra davanın esası hakkında bir karar verilmesinden ibarettir. Bu yön göz önünde tutulmadan yetersiz raporlara itibar edilip yargılamaya devam olunarak, yazılı şekilde karar verilmesi usul ve kanuna aykırı bulunmuştur.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda gösterilen sebeple BOZULMASINA, bozma sebebine göre diğer yönlerin incelenmesine yer olmadığına, istek halinde temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oybirliğiyle karar verildi. 10.01.2017

Copyright © 2015 - Mavıoğlu
Uşak / Türkiye