Hukukhaberleri
Tenkis Alacağının Tercih Hakkının Kullanıldığı Tarihte Muaccel Hale Geleceğinin Gözetilmesi ve Faizin Buna Göre Başlatılması Gereği Yazdır
Sosyal Medyada Bizi Paylaşın

(4721 S. K. m. 506, 561, 563, 564, 565, 570) (6098 S. K. m. 120) (6100 S. K. m. 333, 353) (818 S. K. m. 103) (YİBK 11.11.1994 T. 1994/4 E. 1994/4 K.)

 

Osmancık Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 15/02/2018 Tarih, 2005/71 Esas, 2018/455 Karar sayılı kararına karşı, davalılar tarafından istinaf kanun yoluna başvuru üzerine, dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde;

 

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:

 

İDDİA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilleri olan murisi K. C.'un ölümünden önce Çorum Noterliğinde düzenlenen 16/08/1974 tarih 9359 yevmiye numaralı vasiyetname ile ilçenin Tepeyolaltı köyünde bulunan tapulu tapusuz hemen hemen tüm taşınmazlarını kızları olan davacılardan mal kaçırma ve onların mahfuz hisselerini bertaraf etme amacıyla tek oğlu H. C.'un çocukları olan davalılara (torunlarına) vasiyet etmiş bulunduğunu, murisin 15-20 yıl kadar önce vefat ettiğini, vasiyetnamenin resim yolla açılma işlemi Çorum 1.Noterliği tarafından Osmancık C. Başsavcılığına gönderilen 30/07/2003 tarih ve 2003/128-110 sayılı yazıları ile başladığını, Osmancık Tereke hakimliğince 29/04/2005 tarihinde okunarak açıldığını, muris vasiyetnameye konu ettiği taşınmazları davalılara müsavatan vasiyet ettiğini, murisin vasiyetnamesi dışında bir taşınmazı daha kaldığını, murisin sağlığından yapılan iş bu ölüme bağlı tasarrufun müvekkili olan davacıları mahfuz hisselerine tecavüz ederek onları mağdur ettiğinden mahfuz hisselerini aşan kısmın tenkisi için dava açılmasının zorunlu olduğunu, yapılan ölüme bağlı tasarruf sonucunda müvekkillerinin mahfuz hisselerini aşan kısmın (taşınmazlara ilişkin gerçek değerler keşif sırasında belirleneceğinden keşifte ve daha sonra tercih hakkının kullanılması sırasında gerçek değerler üzerinden harç ikmali yapılmak suretiyle fazlaya ilişkin hakları mahfuz kalmak kaydıyla) yasal faizi ile birlikte (tercih hakkı para olarak kullanıldığı takdirde müştereken ve müteselsilen) tenkisini, yargılama masrafları ve ücreti vekaletin yine davalılara müştereken ve müteselsilen tahmiline karar verilmesini, talep ve dava etmiştir.

 

SAVUNMA:

 

Davalı S. C. vekili dilekçesinde özetle; "Davalılara tercih hakkı bakımından meşruhatlı davetiye tanzimi yönünde ara karar verildiğini bugün itibariyle öğrendik. Ancak davalı olarak tarafımıza bu yönde herhangi bir tebligat yapılmamıştır. Her ne kadar tercih hakkı aşaması ön görülmüş ise de sayın hukukçu bilirkişinin de işaret ettiği gibi gerek YİBGK gerekse YHGK kararları karşısında vasiyete konu ve tereke içinde görülen taşınmazların murisin ölüm tarihi itibariyle değerinin tespit edilmesi öncelikle zorunludur. Yine hukukçu bilirkişi raporunda tarih numaraları ve özeti belirtilmiş kararlarda açıkça öngörüldüğü gibi sabit tenkis oranının tespit edilmesi gerekmektedir. Ancak sabit tenkis oranı tespit edildikten sonra tercih hakkının kullanılabileceği açıktır.

 

Kaldı ki, davaya konu edilen taşınmazların pek çoğunun murisin sağlığında satıldığı yani müvekkilin mülkiyetine geçmediği, yine ciddi bir kısmında muris K. C.'un sadece 1/4 hissesinin bulunduğu ortadadır. Sonuç olarak sabit tenkis oranı ve tercih hakkı kullanılabilmesi için tasarruf nisabı dışında kalan yani mahfuz hisseyi oluşturan taşınmaz hisselerinin tenkis hesabında zorunlu kabul edilen tarihlerdeki değerlerinin somut olarak ortaya koyacak herhangi bir rapor da dosyada yoktur. Sonuç olarak müvekkilimin ve diğer davalıların yapacağı tercihin ekonomik sonuçlarını kestirebilecekleri yani deyim yerindeyse önlerini görebilecekleri herhangi bir somut veri dosyada mevcut değildir. Ayrıca değere yönelik tüm tarafların itirazlarının kabulü ya da reddi konusunda ara karar oluşturulmamıştır.

 

Tüm bu nedenlerle; öncelikle tenkise konu edilebilecek taşınmazların, vasiyetçinin taşınmazlardaki hissesine göre tenkise konu edilebilecek miktar ve oranların somut olarak belirlenmesi, sabit tenkis oranının belirlenmesi, diğer eksikler özetle yukarıda izaha çalıştığımız ve hukukçu bilirkişinin de işaret ettiği tüm eksiklerin tamamlanması ve sonrasında tercih hakkının sorulmasını, İtirazlarımız uygun görülmediği takdirde tercih hakkı bakımından tarafımıza süre verilmesini talep ettiklerini" beyan etmiştir.

 

Davalı M. C. duruşmadaki beyanında; "Benim okumam yazmam olmadığı için bilirkişi raporunu okuyamadım, ancak diğer davalılardan edindiğim bilgiye ve aldığım rapor suretine göre tercih hakkı ile ilgili olarak davanın sonucuna göre ben maddi durumum olmadığı için para vermek yerine mal vermeyi isterim" şeklinde beyanda bulunmuştur.

 

Davalı E. C. duruşmadaki beyanında; "Rapora ilişkin önceki beyanlarımı tekrar ederim. Faiş fiyat tespit edilmiştir, tercih hakkı ile ilgili olarak mahkemenin kanaatine göre ben de maddi durumum olmadığı için para vermek yerine mal vermeyi isterim" şeklinde beyanda bulunmuştur.

 

 İLK DERECE MAHKEMESİ KARAR ÖZETİ: İlk derece mahkemesince, yapılıp bitirilen yargılama neticesinde;

 

 "...İş bu dava muris K. C.'un 16/08/1974 tarihli ve Çorum 1.Noterliğinin 9359 yevmiye numaralı vasiyetnamesinde davalılara vasiyet ettiği taşınmazların tenkisi istemi ile açılmıştır.

Muris K. C.'un 16/10/1986 tarihinde vefat ettiği, yukarıda bahsedilen vasiyetnamenin Osmancık Sulh Hukuk Mahkemesinin 2003/300 esas 2005/116 karar sayılı davasında 03/03/2005 tarihinde açılarak okunduğu, eldeki davanın ise 14/04//2005 tarihinde açıldığı anlaşılmıştır.

 

Netice olarak iddia, savunma, toplanan deliller ve yapılan yargılama sonucunda, dosyada son olarak alınarak usul ve yasaya uygun olduğu anlaşılan 06/06/2017 tarihli rapora itibar edilmiş, temlik edilen taşınmazların bir kısmının dava dışı üçüncü şahıslar adına kayıtlı olması sebebiyle bu taşınmazlar yönünden ayni iadenin mümkün olmayacağı, bir kısım taşınmazlarda ise davalıların payı belirli olmayıp elbirliği mülkiyetinin mevcut olması, payı belirli 284 ada 1 parsel sayılı taşınmazda davalılardan sadece E. C. pay sahibi olması, her ne kadar davalılardan M. C., E. C.ve S. C. tercihlerini ayni iade yönünde kullanmışlarsa da temlik edilen taşınmazların mülkiyet durumunun ayni iadeyi mümkün kılmaması hususları gözetilerek, neticede her bir davacının davalılardan 11.226,61 TL tenkis alacaklarının bulunduğu anlaşılmakla;" gerekçeleri ile;

 

Davanın KABULÜ İLE;

 

1-11.226,61.TL Tenkis alacağının dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacı Müteveffa A. E. Mirasçıları K. İ., E. E., F. G.' e miras hisseleri oranında ödenmesine,

 

2-11.226,61.TL Tenkis alacağının dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacı M. Ş.'e ödenmesine,

 

3-Alınması gerekli 1.533,77.TL harçtan ıslahta alınan 300,00.TL'nin mahsubu ile bakiye 1.233,77.TL harcın davalılardan tahsili ile hazineye gelir kaydına,

 

4-Davacı tarafça yapılan 495,60.TL harç ile 1.649,55.TL tebligat, posta ve bilirkişi ücretleri olmak üzere toplam 2.141,15.TL yargılama giderinin davalılardan tahsili ile davacı tarafa ödenmesine,

 

5-Davacı taraf lehine yürürlükte bulunan AAÜT gereğince hesaplanan 2.694,38.TL vekalet ücretinin davalılardan tahsili ile davacı tarafa ödenmesine,

 

6-HMK madde 333 hükmünce artan gider avansının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine, dair karar verilmiştir.

 

İSTİNAF SEBEP VE GEREKÇESİ:

 

Davalılar istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkeme kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, yeterli inceleme yapılmadan karar verildiğini, alınan bilirkişi raporlarının hukuka aykırı olduğunu, mahkemece tercih tarihine yakın tarihli bilirkişi raporuna göre karar verilmesine rağmen faizin başlangıç tarihinin dava tarihi olarak belirlenmesinin hukuka aykırı olduğunu, mahkeme masrafları ve vekalet ücretinin karar tarihine yakın bir tarihteki değer üzerinden hesaplanmasının usule aykırı olduğunu, mahkemece dava tarihinin saptanıp dava tarihindeki değer üzerinden mahkeme masrafı ve vekalet ücretinin hesaplanması ve buna göre hüküm kurulması gerektiğini, bütün bu nedenlerle yerel mahkeme kararının kaldırılmasını istediklerini belirterek istinaf kanun yoluna başvurmuştur.

 

UYUŞMAZLIK KONUSU OLAN HUSUSLAR:

 

Taraflar arasındaki uyuşmazlık, hükmün yargılama vekalet ücretine yönelik fer'isinde usul ve yasaya aykırılık bulunup bulunmadığı hususunda toplanmaktadır.

 

DELİLLER: Yapılan yargılama, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamı,

 

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:

 

Osmancık Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 15/02/2018 Tarih, 2005/71 Esas, 2018/455 Karar sayılı kararına karşı, davalılar tarafından istinaf kanun yoluna başvuru üzerine, dosya üzerinde yapılan incelemesi neticesinde;

 

Dava; Tenkis (Vasiyetnamenin Tenkisi) istemine ilişkindir.

 

İlk derece mahkemesince yapılıp bitirilen yargılama sonucunda; davanın kabulüne dair karar verilmiştir. Karara karşı davalılar tarafından süresinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

 

Karara karşı davacılar vekilince, tenkis hesabında ve faiz başlangıç tarihinin tespitinde usul ve yasaya aykırılık bulunduğu ileri sürülerek istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.

 

Bilindiği üzere; tenkis (indirim) davası, miras bırakanın saklı payları zedeleyen ölüme bağlı veya sağlar arası kazandırmaların (tebberru) yasal sınıra çekilmesini amaçlayan, öncesine etkili, yenilik doğurucu (inşai) davalardandır. Tenkis davasının dinlenebilmesi için öncelikli koşul; miras bırakanın ölüme bağlı veya sağlar arası bir kazandırma işlemi ile saklı pay sahiplerinin haklarını zedelemiş olmasıdır. Saklı payların zedelendiğinden söz edilmesi ise kazandırma konusu tereke ile kazandırma (temlik) dışı terekenin tümü ile bilinmesiyle mümkündür. Tereke miras bırakanın ölüm tarihinde bırakmış olduğu mameleki kıymetler ile, iadeye ve tenkise tabi olarak yaptığı kazandırmalardır. Bunlar terekenin aktifini oluşturur. Miras bırakanın borçları, bakmakla yükümlü olduğu kişilerin bir aylık nafakası, terekenin defterinin tutulması, mühürlenmesi, cenaze masrafları gibi giderler de pasifidir. Aktiften belirtilen borçların indirilmesi net terekeyi oluşturur. Tereke bu şekilde tespit edildikten sonra mirasın açıldığı tarihteki fiyatlara göre değerlendirilmesi yapılarak parasal olarak miktarının tespiti gerekir. (MK.565) Miras bırakanın Medeni Kanunun 564. maddesinde belirlenen saklı paya tecavüz edip etmediği bulunan bu rakam üzerinden hesaplanır. Tasarruf oranı aşılmış ise tasarrufun niteliğine göre icap ederse kazandırma işleminde, saklı payları zedeleme kastının bulunup bulunmadığı objektif (nesnel) ve sübjektif (öznel) unsurlar dikkate alınarak belirlenmelidir. Zira tasarruf oranını aşan her kazandırmada saklı payları zedelenen kastının varlığından söz edilemez.

 

Mutlak olarak tenkise tabi tasarruflarda (ölüme bağlı tasarruflar veya Medeni Kanunun 565. maddesinin 1,2 ve 3 bentlerinde gösterilenler) veya saklı payın ihlal kastının varlığı kesin olarak anlaşılan diğerlerinde özellikle muayyen mal hakkında tenkis uygulanırken Medeni Kanunun 570. maddesindeki sıralamaya dikkat etmek davalı mahfuz hisseli mirasçılardan ise aynı kanunun 561. maddesinde yer alan mahfuz hisseden fazla olarak alınanla sorumluluk ilkesini gözetmek, dava konusu olup olmadığına bakılmayarak önce ölüme bağlı tasarruflarla davacının saklı payını tamamlamak, sonra sağlar arası tasarrufları dikkate almak gerekir. Bu işlem sırasında dava edilmeyen kişi veya tasarrufların tenkisi gerekeceği sonucu çıkarsa davacının onlardaki hakkını dava etmemesinin davalıyı etkilemeyeceği ve birden çok kişiye yapılan teberru tenkise tabi olursa 563. maddede yer alan, alınanla mütenasip sorumluluk kuralı gözetilmelidir.

 

Davalıya yapılan tasarrufun tenkisine sıra geldiği takdirde tasarrufun tümünün değeri ile davalıya yapılan fazla teberru arasında kurulan oranda (SABİT TENKİS ORANI) tasarrufa konu malın paylaşılmasının mümkün olup olamayacağı (MK.564) araştırılmalıdır. Bu araştırma sonunda tasarrufa konu mal sabit tenkis oranında bölünebilirse bu kısımların bağımsız bölüm halinde taraflar adına tesciline karar verilmelidir.

 

Tasarrufa konu malın sabit tenkis oranında bölünmezliği ortaya çıktığı takdirde sözü geçen 564. maddedeki tercih hakkı gündeme gelecektir. Böyle bir durum ortaya çıkmadan davalının tercih hakkı doğmadan davalının tercihinin kullanması söz konusu olamaz. Daha önce bir tercihten söz edilmişse sonuç doğurmaz. O zaman davalıdan tercihi sorulmak ve 11.11.1994 günlü 4/4 sayılı içtihadı birleştirme kararı uyarınca sür'atle dava konusu olup sabit tenkis oranına göre bölünemeyen malın, tercih hakkının kullanıldığı gündeki fiyatlara göre değeri belirlenmeli ve bu değerin sabit tenkis oranıyla çarpımından bulunacak NAKTİN ödetilmesine karar verilmelidir.

 

Öte yandan, tenkis davalarının niteliğine göre, davalının TMK 564/1 (MK.nun 506.) maddesi uyarınca tercihini nakten ödeme yönünde kullanması halinde, diğer para borçlarında olduğu gibi temerrüde düşen davalının faiz ödemesi gerekir ( BK.md. 103. TBK 120.md). Bilindiği ve 11.11.1994 tarih, 4-4 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı'nda da belirtildiği üzere tenkis alacağı tercih hakkının kullanıldığı tarihte muaccel hale geleceğinden faize tercih hakkının kullanıldığı günden geçerli olmak üzere hükmedilmesi gerekir.

 

Dosya içeriği ve toplanan deliller ile mirasbırakanın maliki olduğu taşınmazları davalı torunlarına devretmesi nedeniyle tenkis koşullarının oluştuğu saptanarak davanın kabul edilmiş olması kural olarak doğrudur. Davalıların aşağıdaki bent dışındaki istinaf itirazları yerinde olmayıp esastan reddi gerekir.

 

Ne var ki, hüküm altına alınan tenkis bedeline tercih tarihinden itibaren faiz yürütülmesine karar verilmesi gerekirken, dava tarihinden itibaren faize hükmedilmiş olması doğru değil ise de, bu hususun düzeltilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden yerel mahkemece kurulan hükmün 1. Ve 2. bendindeki ''dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte'' ibaresinin hükümden çıkarılarak yerine ''tercih tarihi olan 18/04/2017 tarihinden itibaren'' ibaresinin yazılması suretiyle, davalıların istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b.2 maddesi gereğince kabulü ile hükmün belirtilen yönden düzeltilmesi gerektiği sonuç ve kanaatine varılmış olup, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

 

HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

 

1-Davalıların istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,

 

2-Hükmün "faize" ilişkin kısmında, davalıların istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b.2 maddesi gereğince KABULÜ ile; Osmancık Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 15/02/2018 Tarih, 2005/71 Esas, 2018/455 Karar sayılı kararının Düzeltilerek Esas Hakkında Yeniden Hüküm Verilmesine,

 

3-Davanın KABULÜ İLE ;

 

A-11.226,61.TL Tenkis alacağının ''tercih tarihi olan 18/04/2017 tarihinden itibaren'' davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacı Müteveffa A. E. Mirasçıları K. İ., E. E., F. G.' e miras hisseleri oranında ödenmesine,

 

B-11.226,61.TL Tenkis alacağının ''tercih tarihi olan 18/04/2017 tarihinden itibaren'' davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacı M. Ş.'e ödenmesine,

 

C-Alınması gerekli 1.533,77.TL harçtan ıslahta alınan 300,00.TL'nin mahsubu ile bakiye 1.233,77.TL harcın davalılardan tahsili ile hazineye gelir kaydına,

 

D-Davacı tarafça yapılan 495,60.TL harç ile 1.649,55.TL tebligat, posta ve bilirkişi ücretleri olmak üzere toplam 2.141,15.TL yargılama giderinin davalılardan tahsili ile davacı tarafa ödenmesine,

 

E-Davacı taraf lehine yürürlükte bulunan AAÜT gereğince hesaplanan 2.694,38.TL vekalet ücretinin davalılardan tahsili ile davacı tarafa ödenmesine,

 

F-HMK madde 333 hükmünce artan gider avansının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine,

 

4-Başvuran davalılardan peşin alınan istinaf karar harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde davalılara ödenmesine,

 

5-Davalılar tarafından yatırılan istinaf gider avansından arta kalan tutarın HMK'nun 333. maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde davalılara iadesine,

 

6-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından davacılar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,

 

7-İş bu kesin kararın hukuki bilgilendirme hakkı kapsamında taraflara ilk derece mahkemesince tebliğine,

 

Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda oybirliği ile karar verildi. 11/06/2018

 

Samsun BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
1. Hukuk Dairesi
Esas: 2018 / 1258
Karar: 2018 / 1270
Karar Tarihi: 11.06.2018

Copyright © 2015 - Mavıoğlu
Uşak / Türkiye