Hukukhaberleri
Uşak Ceza Avukatı - Sanığın Mağdurun Uğradığı Zararı Ödemek İstediği Halde Mağdur Kabul Etmediği Takdirde Mahkemenin Uygulaması Gereken Yol Yazdır
Sosyal Medyada Bizi Paylaşın

ÖZÜ : sanık, mağdurun uğradığı maddi zararı ödemek istediği halde mağdur kabul etmezse, sanıkların yasal bir indirim nedeninden yararlanabilmesinin müştekinin kabulüne bağlı tutulamayacağı, bu durumda müştekiye zararının miktarı açıklattırılarak, sanıklara zararı giderme olanağı sağlanması için mahkemesince uygun bir tevdi mahalli tayin etmesi gerektiği ..hakkında ... 


T.C.
YARGITAY
2. CEZA DAİRESİ
E. 2017/2579
K. 2017/7495
T. 10.7.2017
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
KARAR : 24/06/2011 tarihli 2. oturuma Av. ...'in sanıklar vekili olarak katılması, aynı oturumda tüm sanıkların adı geçen avukatın kendi avukatları olduğunu söylemesi, böylece sanıklar ile avukat arasında vekaletname ibraz edilmese bile sanık-müdafii ilişkisinin doğması, 7201 Sayılı Tebligat Kanunu'nun 11. maddesinin vekil ile takip edilen işlerde tebligatın vekile yapılacağını öngörmesi, müdafii yerine sanıklara yapıldığından geçersiz olan tebligatların temyiz süresini başlatmaması karşısında, Dairemizin 03/07/2013 tarihli, 2012/27883 E. ve 2013/18297 K. sayılı gereğince gerekçeli karar kendisine tebliğ edilen Av. ...'in tüm sanıklar yönünden hükmü süresinde temyiz ettiği anlaşılmakla, sanık ... yönünden 25/05/2012 tarihli, 2011/317 E. ve 2011/730 K. sayılı temyiz isteminin reddine dair ek kararın hukuki dayanaktan yoksun ve yok hükmünde olduğu belirlenerek ve bu sebeple kaldırılmasına karar verilerek yapılan incelemede;
1-) Sanıkların yüklenen suçu işlemediklerine dair savunmalarının aksini gösterir, müştekinin teşhis ettiği sanıkların olay günü işyerine geldiklerine dair ifadesi dışında mahkumiyetlerine yeterli her türlü şüpheden uzak, kesin, yeterli ve inandırıcı delillerin neler olduğu tartışılıp denetime olanak sağlayacak şekilde karar yerinde gösterilmeden yeterli olmayan gerekçeyle yazılı şekilde mahkumiyetlerine karar verilmesi,
2-) Kabule göre de;
a-) Sanıkların, müştekinin kuaför olarak çalıştırdığı işyerine giderek hırsızlık suçunu işlediklerinin anlaşılması karşısında, eylemlerinin 5237 Sayılı TCK'nın 142/1-b maddesinde tanımlanan hırsızlık suçunu oluşturduğu gözetilmeden aynı Kanunun 141. maddesi uyarınca hüküm kurulması.
b-) 22/07/2011 tarihli oturumda sanık ...'in suç sebebiyle oluşan zararın giderilmesi amacıyla müşteki adına 300 TL havale edildiğine dair haber kağıdını ibraz ettiği, müştekinin havale edilen parayı (haberi olmadığından) almadığını, almak da istemediğini belirttiğinin anlaşılması karşısında, sanıkların yasal bir indirim nedeninden yararlanabilmesinin müştekinin kabulüne bağlı tutulamayacağı, bu durumda müştekiye zararının miktarı açıklattırılarak, sanıklara gerekirse tevdi mahalli gösterilip, zararı giderme olanağı sağlandıktan sonra sonucuna göre, 5237 Sayılı TCK'nın 168/2 maddesinin uygulanma olanağının değerlendirilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması,
SONUÇ : Bozmayı gerektirmiş, sanıklar ve müdafiilerin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı istem gibi BOZULMASINA, 5320 Sayılı Kanun'un 8/1. maddesi yollamasıyla 1412 Sayılı CMUK'nın 326/son maddesi uyarınca yeni hüküm kurulurken bozma öncesi hükmolunan yaptırımın (cezanın) ve sonuçlarının ağırlaştırılamayacağı kuralının gözetilmesine, 10/07/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
T.C.
YARGITAY
6. CEZA DAİRESİ
E. 2014/10710
K. 2017/1748
T. 1.6.2017
Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü:
KARAR : Mağdurun zararı giderme iradesini kovuşturma aşamasında ortaya koyan ve bu doğrultuda hareketini geliştiren sanığa, olay mahkemesince uygun bir tevdi mahalli etmesi gerektiği dikkate alınmadan, duruşmaya devamla yazılı şekilde hüküm kurulması kanuna aykırı ise de, bu durum sonuca etkili görülmediğinden bozma nedeni yapılmamıştır.
Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve Hakimler Kurulunun takdirine göre; suçun sanık tarafından işlendiğini kabulde usul ve nitelendirmede Yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşıldığından, diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Ancak;
1-)Sanık hakkında, ilk hükümde TCK'nın 58.maddesiyle uygulama yapılmamasına rağmen, sonraki hükümde CMUK'nın 326/son maddesi gereğince kazanılmış hak ilkesinin korunması gerektiği düşünülmeden, TCK'nun 58.maddesine yer verilerek yazılı şekilde karar verilmesi,
2-)Mahkemece 5271 Sayılı Yasa'nın 150/3. maddesi uyarınca, sanığın savunmasını yapmak üzere zorunlu savunman görevlendirilmesi nedeniyle, savunmana ödenen avukatlık ücretinin, sanığa yargılama gideri olarak yükletilmesine karar verilmesi, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 6/3-c maddesindeki düzenlemeye açıkça aykırı olması,
SONUÇ : Bozmayı gerektirmiş, sanık ... ve savunmanının temyiz itirazı bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan sebeplerle BOZULMASINA, bozma nedeni yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 5320 Sayılı Kanun'un 8/1.maddesi yollamasıyla 1412 Sayılı CMUK'nın 322.maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak, hüküm fıkrasından TCK'nun 58.maddesinin uygulanmasına dair kısım ile ‘561.-TL zorunlu müdafiilik giderinin sanıktan tahsil edilerek hazineye gelir kaydına' dair bölümün çıkarılması suretiyle, diğer yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 01.06.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Av.Mehmet Kaya

Copyright © 2015 - Mavıoğlu
Uşak / Türkiye