Hukukhaberleri
Ada ve Parselin Hatalı Gösterilmiş Olması Davanın Reddini Gerektirmez - Maddi Hata - Keşif Zorunluluğu Yazdır
Sosyal Medyada Bizi Paylaşın
8. Hukuk Dairesi 2010/6323 E. , 2011/72 K.
Hukuk Dairesi 2010/6323 E. , 2011/72 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Tapu İptali ve Tescil
... ile ... aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının reddine dair ... Asliye Hukuk Mahkemesinden verilen 27.02.2008 gün ve 477/...
sayılı hükmün ...'ca incelenmesi davacı vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla dosya incelendi gereği düşünüldü:
..K A R A R
Davacı vekili, kadastro tespit çalışmaları sırasında vekil edenine ait 130 ada 134 sayılı parselin ... Hazinesi adına tespit ve tescil
edildiğini, dava konusu taşınmazın vekil edeninin murislerinden kaldığını, taşınmazın köyde yapılan tarım reformu çalışmaları
sırasında vekil edenine bırakıldığını, ... yılı aşkın bir süreden beri vekil edeni ve murisleri tarafından kullanıldığını açıklayarak ...
adına bulunan tapu kaydının iptali ile vekil edeni adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı ... vekili, dava konusu taşınmazın Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olması nedeniyle ... adına tespit ve
tescil edildiğini, bu nedenle açılan davanın haksız ve yersiz olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece, davacının dayandığı tapu kaydının kadastro çalışmalarında herhangi bir parsele revizyon görmediğini, böyle bir ada ve
parselin varlığının da kanıtlanamadığını gerekçe göstermek suretiyle davanın reddine karar verilmesi üzerine; hüküm, davacı vekili
tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kazanmayı sağlayan zilyetlik ve muristen intikal hukuksal sebeplerine dayalı olarak TMK.nun 713/... ve 3402 sayılı Kadastro
Kanununun ....maddesi gereğince açılan mülkiyetin aktarılmasına ilişkin tapu iptali ve tescil davasıdır.
Mahkemece yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmişse de; mahkemenin bu gerekçesine katılma olanağı bulunmamaktadır.
Davacı vekili dava dilekçesinde, dava konusu parseli 130 ada 134 sayılı parsel olarak göstermiştir. ... Kadastro Müdürlüğünün 29.....
2007 tarih ve 06/1058 sayılı karşılık yazılarında; ... Köyü'nde kadastro parselinin 130 ada 89 nolu parselde bittiğini, aynı ada 134
nolu parselin bu nedenle olmadığını bildirilmiştir. Bunun yerine 130 ada 34 nolu parselin kadastro tutanağı ile tapu kaydının
gönderildiği ve bu parselin de ... adına ham toprak niteliğiyle kayıtlı bulunduğu gelen kadastro tutanağı kapsamı ile tapu kaydından
anlaşılmıştır. 27.02.2008 tarihli yargılama oturumu tutanağına göre, mahkemece, durum davacı vekilinden sorulmuş, davacı
vekilinin gelen kayıtlara bir diyeceği olmadığını, taşınmazın ada ve parsel numarasını
vekil edeniyle görüşüp bildirmesi için süre verilmesini istemiş, ancak davacı vekiline istenilen bu imkan tanınmadan aynı yargılama
oturumunda az önce açıklanan gerekçeyle davanın reddine karar verilmiştir. Her ne kadar dava dilekçesinde belirtilen 130 ada 134
nolu parsel yok ise de aynı ada 34 sayılı parselin bulunduğu ve bu taşınmazın da ... adına ham toprak niteliğiyle kayıtlı olduğu
anlaşıldığına göre durumun yapılacak keşif sonucu açıklığa kavuşturulması gerektiği halde mahkemece davanın reddine karar
verilmesi doğru değildir.
Dava dilekçesinde gösterilen ada ve parsel maddi hata sonucu yanlış gösterilmiş olsa bile yapılacak keşifte uyuşmazlık konusu
yapılan taşınmazın aynı yer olduğu ve değişmediği anlaşıldığı takdirde teknik bilirkişice belirlenecek ada ve parsel çerçevesinde,
iddia ve savunma da göz önünde tutularak mahkemece araştırma ve inceleme yapılması zorunlu hale gelir. ... uygulaması da bu
yöndedir. Ada ve parselin hatalı gösterilmiş olması davanın reddini gerektirmez. Kaldı ki, davacı vekili doğru ada ve parselin
bildirilmesi için gerekli sürenin verilmesini istemiş, ancak mahkemece bu konuda olumlu veya olumsuz bir ara kararı verilmeden
doğrudan davanın reddi yoluna gidilmiştir. Bu husus Anayasanın 36.maddesi uyarınca savunma hakkının kısıtlanması sonucunu
doğurmaktadır.
 
 
 
Şu halde, mahkemece yapılacak iş; öncelikle keşfin yapılması, davacının iptal ve tescilini istediği yerin 130 ada 34 nolu parselin
kapsadığı yer olup olmadığının saptanması, aynı yer ise bu ada ve parsel esas alınarak iddia ve savunma doğrultusunda gerekli
deliller toplandıktan sonra sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken böyle bir ada ve parselin (130-134 P.) bulunmadığı
gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş olması usul ve kanuna aykırıdır.
Davacı vekilinin temyiz itirazları bu bakımdan yerinde olduğundan kabulüyle yerel mahkeme hükmünün açıklanan nedenlerle ve
HUMK.nun 428.maddesi uyarınca BOZULMASINA ve ...,00 TL peşin harcın istek halinde temyiz eden davacıya iadesine ....01.2011
tarihinde oybirliğiyle karar verildi.   
 
 
 

Bu Yargıtay kararı, tapu iptali ve tescil davasında dava dilekçesinde taşınmazın ada ve parsel numarasının yanlış yazılmasının (maddi hata), davanın reddi için tek başına yeterli bir gerekçe olamayacağına ilişkindir.

Özetle kararın içeriği şu şekildedir:

1. Olayın Gelişimi: Davacı, zilyetlik ve muristen intikal nedenlerine dayanarak Hazine adına kayıtlı bir taşınmazın tapusunun iptalini ve kendi adına tescilini talep etmiştir. Ancak dava dilekçesinde taşınmazın numarasını "130 ada 134 parsel" olarak belirtmiştir. Yapılan incelemede o köyde 134 numaralı bir parselin bulunmadığı, ancak Hazine adına kayıtlı "130 ada 34 parsel" numaralı bir yerin olduğu tespit edilmiştir.

2. Yerel Mahkemenin Kararı: Yerel mahkeme, davacının belirttiği ada ve parselin mevcut olmadığını, davacı vekiline doğru numarayı bildirmesi için süre vermeden davanın reddine karar vermiştir.

3. Yargıtay’ın Bozma Gerekçeleri:

  • Maddi Hata: Dava dilekçesinde ada ve parsel numarasının yanlış yazılması bir "maddi hata" olarak kabul edilmelidir. Bu durum davanın reddini gerektirmez.
  • Keşif Zorunluluğu: Mahkemenin keşif yaparak, davacının iddia ettiği yer ile kayıtlardaki 130 ada 34 parselin aynı yer olup olmadığını saptaması gerekir.
  • Savunma Hakkı: Davacı vekilinin doğru numarayı bildirmek için süre istemesine rağmen bu sürenin verilmemesi, Anayasa’nın 36. maddesinde düzenlenen "hak arama hürriyeti" ve "savunma hakkının kısıtlanması" niteliğindedir.

Sonuç: Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, yerel mahkemenin eksik inceleme ve savunma hakkını kısıtlayan tutumu nedeniyle kararı bozmuştur. Mahkemenin keşif yaparak uyuşmazlık konusu taşınmazı netleştirmesi ve ardından davanın esasına girmesi gerektiğine hükmetmiştir.

Copyright © 2015 - Mavıoğlu
Uşak / Türkiye