(6098 S. K. m. 19, 611, 614) (6100 S. K. m. 353) (YİBK 0l.04.l974 T. 1974/1 E. 1974/2 K.)
Ankara 24. Asliye Hukuk Mahkemesinin 27/12/2016 tarihli, 2011/500 Esas, 2016/541 Karar sayılı kararı aleyhine istinaf talebinde bulunulmuş olmakla dosya incelendi.
Davacılar, ortak miras bırakanları F. T.'nın kayden maliki bulunduğu 4152 ada, 5 parsel sayılı taşınmazda yer alan 13 nolu bağımsız bölümünü mirastan mal kaçırmak amaçlı ve muvazaalı olarak 12/11/2008 tarihli ölünceye kadar bakım akdi ile davalı olan gelinine temlik ettiğini, gerçekte ivazsız akit yapıldığını, miras bırakanın bakıma muhtaç olmadığını, tıbbi ihtiyaçlarının oğlu A. üzerinden SGK tarafından karşılandığını, murisin gerçekte amacının bağış olduğunu ancak tapuda ölünceye kadar bakım akdi ile devredildiğini, ebeveyine bakımın ahlaki bir görev olduğunu, murisin başkaca mal varlığının bulunmadığını ileri sürerek tapu kaydının iptali, olmadığı takdirde tenkisine karar verilmesini istemişlerdir.
Davalı, davanın aile mahkemesinde görülmesi gerektiğini, murisin 26 yıl boyunca bakım ve gözetimini üstlendiğini ve çekişmeye konu taşınmazda birlikte ikamet ettiklerini bu süre içerisinde davacıların miras bırakanla ilgilenmediklerini, yasal mirasçısı olmadığını, murisin eşi ile memleketleri olan Çorum Alaca'dan mal varlıklarını satarak ayrıldıklarını, elde ettikleri para ile geçimlerini temin etmek ve iş kurmalarına destek olmak için özellikle davacılardan A. T.'ya maddi destekte bulunduğunu, Cebeci'de tuhafiye dükkanı açması ve Emek Bahçelievler hattında çalışan dolmuş hattı için sermaye desteğinde bulunulduğunu öte yandan kız çocuklarına da maddi destekte bulunduğunu, geçmişteki bakımı ve gelecekte kendisine bakılacağına olan inancı sebebiyle ölünceye kadar bakım temlik ettiğini, temlik tarihi itibariyle temyiz kudretine sahip olup iradi olarak akdi gerçekleştirdiğini, akit yapıldığı tarihte bakıma muhtaç olmasının gerekli olmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, miras bırakan tarafından gerçekleştirilen temlik işleminin muvazaalı olduğunun kanıtlanamadığı, çekişmeli taşınmazın ölünceye kadar bakım akdi ile temlik edildiğini ve bakım yükümlülüğünün yerine getirildiğini ancak murisin tek mal varlığı olan taşınmazın temliki ile davacıların saklı paylarını bertaraf etme kastı içerdiği kabul edilerek muvazaa hukuksal nedenine dayalı tapu iptal tescil davasının reddine, terditli talep olan tenkis isteğinin kısmen kabulü ile her bir davacı bakımından 10.200,00 TL'nin ödenmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.
Davacılar öncelikli talep olan muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı tapu iptal tescile karar verilmesi gerektiği ve tenkise esas bilirkişi raporuna karşı itirazların yanıtsız bırakıldığı, taşınmaz değerinin düşük belirlendiğini ileri sürerek istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Davalı taraf ise davanın reddi gerektiğini, kabul anlamına gelmemekle birlikte tenkise hükmedilmesi gerektiği sonucuna varılması halinde ıslah talebinin hakdüşürücü süre içerisinde yapılmadığı gözetilerek talepte bağlı kalınmak suretiyle 28.292,00 TL üzerinden karar verilmesi, reddedilen bölüm bakımından lehe avukatlık ücreti takdir edilmesi ve yargılama giderlerinin kabul ve ret oranına göre belirlenmesi, ihtiyati tedbirin kaldırılması gerektiğini belirterek istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Dosya içeriğinden ve toplanan delillerden, tarafların miras bırakanı F. T.'nın 02/02/2011 tarihinde öldüğü, geriye mirasçı olarak davacılar ve dava dışı oğlu U.'u bıraktığı, davacıların miras bırakanın çocukları A., H. ve S., davalının ise miras bırakanın dava dışı kalan oğlu U.'un eşi olduğu, murisin kayden maliki bulunduğu 4252 ada 5 parsel sayılı taşınmazda yer alan 13 nolu bağımsız bölümü 11/12/2008 tarihli ölünceye kadar bakım akdi ile gelini olan davalıya temlik ettiği başkaca mal varlığının bulunmadığı, yargılama sırasında mahkemece yapılan keşif sonucu alınan bilirkişi raporu ile temlike konu taşınmazın dava tarihi itibariyle değerinin 110.000,00 TL olduğunun saptandığı, dinlenilen davacı tanık anlatımlarından miras bırakanın dava dışı oğlu U. ve eşi olan davalı ile birlikte yaşadığı, 26 yıl boyunca murisin maddi ve manevi bakımını üstlendiklerini, gelini olan davalıdan bir şikâyeti olmadığını ifade ettikleri, davalı tanıklarının da bu beyanları teyit ettikleri anlaşılmaktadır.
Davacılar, muris tarafından gerçekleştirilen temlikin mirastan mal kaçırma amacıyla ve muvazaalı olarak yapıldığını ileri sürerek eldeyi davayı açmışlardır.
Bilindiği üzere ölünceye kadar bakıp gözetme sözleşmesi, taraflarına karşılıklı hak ve borçlar yükleyen bir bağıttır. (6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 611. madde ). Başka bir anlatımla ivazlı sözleşme türlerindendir. Bu sözleşme ile bakım alacaklısı, sözleşme konusu malın mülkiyetini bakım borçlusuna geçirme, bakım borçlusu da bakım alacaklısına Kanun'un öngördüğü anlamda ölünceye kadar bakıp gözetme yükümlülüğü altına girer (TBK.m.614). Hemen belirtmek gerekir ki bakıp gözetme koşulu ile yapılan temliki işlemin geçerliliği için sözleşmenin düzenlendiği tarihte bakım alacaklısının özel bakım gereksinimi içerisinde bulunması zorunlu değildir. Bu gereksinmenin sözleşmeden sonra doğması ya da alacaklının ölümüne kadar çok kısa bir süre sürmüş bulunması da sözleşmenin geçerliliğine etkili olamaz.
Kural olarak bu tür sözleşmeye dayalı bir temlikinde muvazaa ile illetli olduğunun ileri sürülmesi her zaman mümkündür. Başka bir deyişle muvazaa, irade ile beyan arasında kasten yaratılan aykırılık olarak tanımlanabilir. Böyle bir iddia karşısında, aslolan tarafların akitteki gerçek ve müşterek amaçlarının saptanmasıdır (TBK.m.l9). Şayet bakım alacaklısının temliki işlemde bakıp gözetilme koşulunun değil de bir başka amacı gerçekleştirme iradesini taşıdığı (örneğin mirasçılarından mal kaçırma düşüncesi) belirlenirse bu takdirde akdin ivazlı (bedel karşılığı) olduğundan söz edilemez. Bu durumda akitte bağış amacının üstün tutulduğu sonucuna varılır. Bu halde de Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu'nun 0l.04.l974 gün ve 1/2 sayılı İnançları Birleştirme Kararı olayda uygulama yeri bulur.
Miras bırakanın, ölünceye kadar bakıp gözetme karşılığı yaptığı temlikin muvazaa ile illetli olup olmadığının belirlenebilmesi içinde, sözleşme tarihinde murisin yaşı, fiziki ve genel sağlık durumu, aile koşulları ve ilişkileri, elinde bulunan malvarlığının miktarı, temlik edilen malın, tüm mamelekine oranı, bunun makul karşılanabilecek bir sınırda kalıp kalmadığı gibi bilgi ve olguların gözönünde tutulması gerekir.
Yukarıda açıklanan ilkeler ve yasal düzenlemeler çerçevesinde dosya kapsamı değerlendirildiğinde, dava konusu 13 nolu bağımsız bölümün bakım karşılığı davalıya temlik edildiği, davalının da bakım akdinden doğan edimini yerine getirdiği, miras bırakanın sağlık sorunları ile ilgilenip, 26 yıl boyunca birlikte yaşayarak maddi ve manevi ihtiyaçlarını giderdiği, temlikin gerçek bakım karşılığı yapıldığı ve muvazaalı bulunmadığı sonucuna varılmaktadır. Öte yandan ivazlı tasarrufların tenkise tabi olmayacağı gözetildiğinde de tenkis talebinin reddi gerektiği anlaşılmaktadır.
Hâl böyle olunca davacıların istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 bendi uyarınca reddine, aynı Kanun'un 353/1-b-2 bendi uyarınca davalının istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırarak yukarıda açıklanan gerekçelerle davanın reddine yönelik aşağıdaki şekilde hüküm kurulması gerektiği kanaatine varılmıştır.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle:
1-Davalının istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353/1-b.2 maddesi gereğince KABULÜNE,
Ankara 24. Asliye Hukuk Mahkemesinin 27/12/2016 tarih, 2011/500 Esas, 2016/541 Karar sayılı, davanın terditli istek bakımından kabulüne ilişkin kararının KALDIRILMASINA, yeniden aşağıdaki şekilde hüküm kurulmasına,
a)-Yukarıda açıklanan gerekçelerle asıl ve terditli talep bakımından ayrı ayrı davanın REDDİNE,
b)-Alınması gereken 31,40-TL harcın peşin alınan ve ikmal edilen harç toplamı olan 641,45-TL harçtan mahsubu ile bakiye 610,05-TL'nin talep halinde davalıya iadesine,
c)-Kararın niteliği gereği yargılama giderlerinin davacılar üzerinde bırakılmasına,
d)-Davalı tarafından yapılan 170,50 TL yargılama giderinin davacılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davalı tarafa ödenmesine,
e)-Kullanılmayan gider avansının karar kesinleştiğinde ilgilisine talep halinde iadesine,
f)-Kendisini vekille temsil ettiren davalı lehine karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücreti Tarifesi uyarınca 3.672,00 TL avukatlık ücretinin davacılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davalı tarafa verilmesine,
g)-Çekişme konusu 4152 ada 5 parselde yer alan 13 nolu bağımsız bölümün sicil kaydındaki ihtiyati tedbir şerhinin karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilgili Tapu Müdürlüğüne müzekkere yazılarak terkinine,
İstinaf başvuru sırasında davalı tarafça yatırılan nispi başvuru harcı olan 522,57 TL'nin karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilgilisine iadesine,
2-Davacının istinaf başvurusunun ise 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
a)-Alınması gereken 31,40 TL karar ve ilam harcı peşin alındığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına,
b)-Davacı tarafça yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
3-Kullanılmayan gider avansının 6100 sayılı HMK'nin 333. maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde talep halinde yatırana iadesine,
4-6100 sayılı HMK'.nin 27. maddesi uyarınca dairemiz kararının tebliği ve harç tahsil işlemlerinin ilk derece mahkemesi tarafından yerine getirilmesine,
Dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK.nin 362/1-a bendi uyarınca kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 18/05/2017
Ankara BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
16. Hukuk Dairesi
Esas: 2017 / 392
Karar: 2017 / 458
Karar Tarihi: 18.05.2017