Hukukhaberleri
Taşınmaz Satış Vaadi Geri Alım ve Alım Sözleşmelerinin Resmi Şekilde Düzenlenmedikçe Geçerli Olmayacağı Sebepsiz Zenginleşme Hükümleri Yazdır
Sosyal Medyada Bizi Paylaşın

(6100 S. K. m. 33, 353, 361, 362) (4721 S. K. m. 716) (6098 S. K. m. 237) (2644 S. K. m. 26) (1512 S. K. m. 60) (YHGK 07.02.2001 T. 2000/13-1729 E. 2001/32 K.)

 

Yukarıda ayrıntısı yazılan ve istinaf incelemesi için Dairemize gönderilen dosyanın incelenmesi talep edilmiş olmakla HMK'nın 353. Maddesi gereğince yapılan incelenme sonucunda;

 

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:

 

Tarafların iddia ve savunmalarının özeti: Davacı vekili; davalı bankanın müşterilerinden olan Yıl-Ka İnşaat Taah. Maden Gıda Tem. Ev Gereçleri Tic. San. Ltd. Şti ' nin risklerinin teminatı olarak müvekkillerinden N. K.' a ait taşınmazın ipotek ettirildiğini, ipotek ettirilen N. K.' ın maliki olduğu Malatya Merkez Sütlüce 1091 parselde kayıtlı taşınmazın alacağa mahsuben 58.500 TL bedel ile banka tarafından satın alındığını ve banka adına tescil edildiğini, yapılan protokol gereğince 65.000 TL bankaya ödenmesi halinde bankaca tapu ve devir işleminin yapılacağının bildirildiğini, protokol kapsamında ödemenin bankaya yapıldığını ancak bankanın tapu devri konusunda her hangi bir işlem yapmadığını, dava konusu taşınmazın davacılardan N. K. adına tapuya tesciline, olmadığı takdirde dava konusu taşınmazın dava tarihindeki değerinin fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 65.000 TL' nin dava tarihinden itibaren işleyecek olan yasal faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava ettiği görülmüştür.

 

Davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın haksız ve yersiz olarak açıldığını, taraflar arasında yapılan 03/10/2012 tarihli protokol gereği davanın yetkisiz mahkemede açıldığını, Elazığ Mahkemeleri ve İcra Dairelerinin yetkili olduğunu, protokol gereği dava konusu Malatya Merkez Sütlüce 1091 parselde kayıtlı taşınmazı geri alabilmeleri için belirtilen 65.000 TL bedelin ödenmesi haricinde, diğer maddelerde belirtilen ödemelerin ve taahhütlerin davacılar tarafından tam olarak yerine getirilmediğini, davacıların belirttikleri 22/10/2014 tarihli protokolün dosyaya ibraz edilmediğini ve taraflarına gönderilmediğini, davanın reddine karar verilmesini talep ettiği görülmüştür.

 

İlk derece mahkemesi kararının özeti: Mahkemece tüm dosya kapsamı ve 22.10.2014 tarihli protokol gereğince davacı tarafın edimini yerine getirdiği, edimini yerine getiren kişi Türk Medeni Kanununun 716.maddesinden yararlanarak ferağa icbar suretiyle taşınmazın hükmen tescili için dava açabileceği, bu nedenle davanın kabul şartlarının oluştuğu anlaşılmakla davacının davasının kabulüne karar verilmiştir.

 

İleri sürülen istinaf sebepleri:

 

Davalı vekilleri tarafından süresinde istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İstinaf dilekçesinde özetle;

 

1- Davacılar ile müvekkil banka arasında gerçekleştirilen görüşmeler neticesinde dava konusu taşınmaz 03.12.2010 tarihli protokol gereği avukatlık ücreti ve diğer masraflar dahil ödenmek kaydıyla müvekkil banka tarafından davacılara devredilecek şekilde taahhüde konu edildiğini, davacılar tarafından verilen taahhütlerin yerine getirilmediğini,

 

1- Davacıların müvekkil bankaya müracaat etmeleri üzerine dava konusu taşınmaz için ödeme yapılarak tapusu istenen 22/10/2014 tarihli protokol imza aşamasında hukuk servisince incelenmesi sırasında önceki protokol gereği ödemelerin yapılmadığından davaya konu 22/10/2014 tarihli protokol imzalanmayarak yürürlüğe girmediği halde mahkemece imzalanmış bir protokol varmış gibi karar verilmesi yasal dayanaktan yoksun ve hukuka aykırı olduğunu,03/12/2010 tarihli imzalı protokolün asıl olduğunu, yerel mahkeme kararının bu yüzden kaldırılmasını, şayet sayın heyet aksi kanaatte ise tüm incelemeleri kendisi yaparak eksik inceleme neticesinde verilen hukuka aykırı kararın kaldırılarak yeni bir hüküm tesisine karar verilmesini talep edilmiştir.

 

Delillerin değerlendirilmesi ve hukuki sebepler ve Gerekçe:

 

Dava sözleşme nedenli tapu iptali tescil, mümkün olmadığı takdirde tazminat talebine ilişkindir.

 

Dava konusu taşınmazın tapu kaydının incelenmesinde davalı banka adına kayıtlı olduğu görülmüştür.

 

Dosyada yer alan bilgi ve belgelerden davacıların 22.10.2014 günlü protokole dayalı olarak açıldığı anlaşılmaktadır.

 

22.10.2014 tarihli protokol ile K. K.'ın veya K. K.'ın göstereceği kişilerin davalı bankaya 65.000 TL ödemesi halinde dava konusu taşınmazın davalı K. K. veya K. K.'ın göstereceği kişilere devri hususunun düzenlendiği, davacı K. K.'ın 22.10.2014 tarihli protokol gereği 65.000 TL yi davalı bankaya ödediği, ancak davalı tarafın bu protokolde imzası bulunmadığı gibi protokolü de kabul etmedikleri ve itirazda bulundukları anlaşılmıştır. Ayrıca davalı taraf 03.12.2010 tarihli protokol gereği davacı tarafın 25.000 TL vekalet ücretini ödemediğinden bahisle devir işlemini yapmadıklarını beyan etmiş davacı taraf bu hususta itirazda bulunmamıştır.

 

HMK'nın 33. maddesi uyarınca resen gözetilmesi ve uygulanması gereken temel kanunlarımızdan olan sözleşme tarihinde yürürlükte bulunan TBK'nın 237. Maddesinde " Taşınmaz satışının geçerli olabilmesi için, sözleşmenin resmi şekilde düzenlenmesi şarttır. Taşınmaz satışı vaadi, geri alım ve alım sözleşmeleri, resmi şekilde düzenlenmedikçe geçerli olmaz. Önalım sözleşmesinin geçerliliği, yazılı şekilde yapılmış olmasına bağlıdır." denilmiştir. TMK'nın 706. maddesinde de; aynen ".(1)..Taşınmaz mülkiyetinin devrini amaçlayan sözleşmelerin geçerli olması, resmi şekilde düzenlenmiş bulunmalarına bağlıdır." (2) Ölüme bağlı tasarruflar ve mal rejimi sözleşmeleri, kendilerine özgü şekillere tabidir." düzenlemesi ile tapulu taşınmazlarının devrinin ne şekilde yapılacağı açıklanmıştır. Öte yandan, Tapu Kanunu'nun 26. maddesinde de, resmi senetlerin "tapu sicil muhafızları veya tapu sicil memurları" tarafından düzenleneceği açıklanmıştır. Diğer taraftan Noterlerin tapulu taşınmazların satışına ilişkin satım akdi düzenlemesi mümkün olmayıp, sadece "gayrimenkul satış vaadi sözleşmesi" yapabilirler. Noterlik Kanunu'nun 60. maddesinin 3. bendi gereğince bunun dışında yapılan her türlü sözleşme geçersizdir. Bu hususlar kamu düzenine ilişkin olup, HMK'nın 33. maddesinde yerini bulan Türk Hukuku'nun resen uygulanacağı kuralının önemli noktalarıdır. Bir sözleşmenin geçerli olup olmaması resen hakim tarafından incelenmeli ve buna göre karar verilmelidir.

 

Davacılar davaya dayanak olarak sundukları 22.10.2014 tarihli protokole dayalı olarak ödemeler yapıldığından davaya konu taşınmazın devrini talep etmiş davalılar ise savunmalarında protokol altında imzalarının olmadığını, geçerli ve imzalı protokolün 03.12.2010 tarihli protokol olup, davacı tarafın protokol gereğini yerine getirmediğinden taşınmazın devrinin sağlanmadığını bildirmişlerdir.

 

Davacı tarafça 22.10.2014 tarihli protokol ile satışına ilişkin sözleşmeye dayanarak tapu iptali ve tescil talep edilmiş ise de tapulu taşınmazda adi şekilde yapılan satış ve satış vaadi sözleşmelerinin geçersiz olduğu, ayni hakkı bulunmayan davacının geçersiz sözleşmeye dayanarak tapu iptali ve tescil davası açamayacağından yerel mahkemenin davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiştir.

 

Sözleşmenin geçersizliğinin kabul edildiği hallerde ise, tarafların isteyebilecekleri hakları neler olmalıdır.

 

Bu konuyla ilgili olarak Yargıtay Hukuk Genel Kurul'unun 07.02.2001 tarih ve 13-1729 Esas 32 Karar sayılı kararında belirtilen ilkelere başlıklar halinde değinilmesinde yarar bulunmaktadır.

 

Sözleşme geçersiz olduğuna göre, davacının ifa menfaatini (rayiç değerini) isteme olanağının hukuken bulunmadığı açıktır. Ne var ki, çoğun içinde azın da var olacağına ilişkin mantık kuralı karşısında davacının istemi verdiği satış parasının reel değerinin ödetilmesi biçiminde yorumlanmalıdır.

 

Dava tarihinde yürürlükte bulunan 6098 sayılı TBK’nın 237. maddesi “Taşınmaz satışının geçerli olabilmesi için, sözleşmenin resmi şekilde düzenlenmesi şarttır. Taşınmaz satışı vaadi, geri alım ve alım sözleşmeleri, resmi şekilde düzenlenmedikçe geçerli olmaz.” hükmünü amir olup, davaya dayanak yapılan taraflar arasındaki 22.10.2014 tarihli taahhütname davalıya ait olan taşınmazın devrini amaçladığından ve TBK’nın 237. maddesinde ön görülen resmi şekil şartlarını taşımadığından ve az yukarıda açıklanan düzelmeler ve yerleşik içtihatlar gözetildiğinde geçersizdir. Bu nedenle tescil istenemeyeceği gibi taşınmazın rayiç bedeli de talep edilemez. Davacı geçersiz sözleşme nedeniyle sebepsiz zenginleşme hükümleri uyarınca ödemiş olduğu bedeli talep edebilir. Dosyaya ibraz edilen dekontlar ve davalının beyanları doğrultusunda 65.000 TL'nin davacı K. K. tarafından davalıya ödeme yapıldığı anlaşıldığından bu ödemelere ilişkin bedelin hüküm altına alınması gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır.

 

Açıklanan nedenlerle, Mahkemece, 22.10.2014 tarihli protokol gereğince davacı tarafın edimini yerine getirdiğinden, Türk Medeni Kanununun 716.maddesinden yararlanarak ferağa icbar suretiyle taşınmazın hükmen tescili için dava açabileceği gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmediğinden mahkemenin kararının kaldırılarak HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince yeniden esas hakkında karar verilmesine dair aşağıda yazılı şekilde karar vermek gerekmiştir.

 

HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçelerle;

 

1- 6100 sayılı yasanın 353/1-b-2 maddesi gereğince Malatya 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 23/02/2017 tarihli, 2016/1025 Esas, 2017/113 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,

 

a) Davacıların tapu iptal ve tescil davasının REDDİNE,

 

Davacıların tazminat davalarının KABULÜNE, 65.000,00 TL tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline,

 

b) Alınması gerekli 4440,15 TL karar ve ilam harcından peşin alınan 1.110,04 TL harcın mahsubu ile 3330,11 TL harcın davalıdan alınarak hazineye irat kaydına,

 

c) Davacılar kendilerini vekil ile temsil ettirdiğinden AAÜT gereğince hesap ve takdir edilen 7800,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacılara verilmesine,

 

d) Davacılar tarafından yapılan 1241,44 TL yargılama giderlerinin davalıdan alınarak davacılara verilmesine, bakiye gider avansının davacılara iadesine

 

e) Davalı Türkiye Finans Katılım Bankası A.Ş. yargılamada kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden A.A.Ü.T gereğince hesap ve takdir edilen 1.980,00 TL vekalet ücretinin davacılardan alınarak davalıya verilmesine,

 

2- Davalının istinaf kanun yoluna başvururken yatırdığı peşin harcın talep halinde iadesine

 

3- İstinaf başvurusunda bulunan davalı tarafından yapılan istinaf yargılama gideri olarak 85,70 TL başvuru harcı ve 21,20 TL posta gideri olmak üzere toplam 106,9 TL yargılama giderinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine, arta kalan gider avansının davalıya iadesine,

 

4- İstinaf incelesi sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,

 

Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 361 ve 362/1-a maddesi gereğince kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde temyizi kabil olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 15.09.2017

 

Gaziantep BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
14. Hukuk Dairesi
Esas: 2017 / 352
Karar: 2017 / 354
Karar Tarihi: 15.09.2017

Copyright © 2015 - Mavıoğlu
Uşak / Türkiye