makaleler
Boşanma Sürecindeki Nafaka ve Maddi Manevi Tazminat Yazdır
Sosyal Medyada Bizi Paylaşın

Tedbir Nafakası

Boşanma davası açan eş kendisi ve kendisi ile birlikte yaşayan ergin olmayan çocukları için dava tarihinden itibaren tedbir nafakası isteminde bulunabilir. Medeni Kanun gereği; eşler evin geçimine, çocukların bakımına, eğitimine ve gözetimine özen göstermek zorundadırlar. Boşanma davasının açılması ile eşlerin ayrı yaşama hakkı doğduğundan; açılan boşanma davasında davacının kusurlu olup olmadığı araştırılmaksızın, tarafların ekonomik gücü ve gelirleri oranında bir tedbir nafakasına (daha sonra artırılıp, eksiltilmek üzere) hükmedilir. Tedbir nafakasının dava dilekçesi ile istenmesi durumunda, henüz tarafların sosyal ekonomik durumu mahkeme tarafından araştırılmadığından, davacının beyanına göre tensip kararı ile birlikte verilmelidir. Uygulamada tarafların ekonomik durumu hakkında yeterli bilgi edinilinceye kadar tedbir nafakasına hükmedilmediği görülmektedir.

- Tedbir nafakası ödenmesine ne zaman karar verilirse verilsin nafakanın başlangıç tarihi dava tarihi veya istem tarihi olacaktır.

Boşanma davası ile istenilen tedbir nafakası kararın kesinleşmesi ile (ister boşanma davasının kabulüne isterse de reddine ilişkin olsun) sona ereceğinden; taraflar kararın kesinleşmesinden sonra da nafakanın devamını talep edebilir. Bu durumda taraf olan eş böşanma kararı verildiği taktirde kendisi için yoksulluk, velayetinin kendisine verilmesini istediği (fiilen birlikte yaşadığı) çocuk için iştirak nafakası isteminde bulunmalıdır. Ayrıca boşanma istemi reddedildiği taktirde; tarafların birlikte yaşamaya başlayacakları tarihe kadar tedbir nafakasının devamına da karar verilebilir. Çünkü boşanma istemi reddedilen taraf (nafaka yükümlüsü) evliliği devam ettirmek istemediği taktirde, diğer eşin (karar kesinleşince tedbir nafaksı sona ereceğinden) tekrar müstakil bir tedbir nafakası davası açması gerekecektir.

Velayet Hakkı ve İştirak Nafakası

Velâyet, küçüklerin ve istisnai olarak da kısıtlanmasına karar verilen ergin çocukların gerek şahıslarına, gerekse mallarına özen gösterme ve onları temsil etme konusunda kanunun anne ve babaya yüklemiş olduğu haklar ve yükümlüa lüklerin tamamıdır.

Ergin olmayan çocuklar anne ve babasının velâyeti altındadırlar (TMK m.335/1). Çocuklar üzerindeki velâyet, çocuğun ergin olması ile yani onsekiz yaşını tamamlamasıyla (TMK m.11/l) veya çocuğun evlenmesi ile (TMK m.11/II) veyahut da mahkeme kararı ile ergin kılınması ile (TMK m.12) sona erer. Çocuk ergin olunca iştirak nafakası sona erer. Ancak uygulamada iştirak nafakası, icra müdürlüğü tarafından maaş veya ücret haczedilerek düzenli olarak ilgili kurum tarafından kaynaktan kesilerek ödenmekte ise; tarafların başvurusu olmadığı taktirde ödenmeye devam edilmektedir. Halbuki iştirak nafakası ödenen çocuk ergin olduğu zaman iştirak nafakası otomatik olarak son bulmalıdır. Ergin çocuk eğitimine devam ediyor veya bakıma muhtaç ise ebeveynine yardım nafakası davası açma olanağı vardır.

Evlilik birliği devam ederken taraflar velâyet hakkını birlikte kullanırlar. Ancak anne veya babadan birinin açtığı boşanma davasında; mahkeme tarafların boşanmasına karar verdiği taktirde çocukların velâyetini taraflardan birine verir.Bu durumda diğer eşin, çocuklar üzerindeki velâyet hakkı sona erer. Hâkim velâyeti taraflardan birine verirken, diğer taraf ile çocuklar arasındaki kişisel ilişki kurulmasına karar verir.

Çocuğun velâyeti kendisine verilmiş olan taraf ona bakmak, onu beslemek ve barındırmakla yükümlüdür. Buna karşılık çocuğun velâyeti kendisine verilmeyen taraf, mali gücüne göre ve hâkimin belirleyeceği miktarda, çocuğun bakım ve eğitim giderlerine katılmak zorundadır. Hâkim tarafından belirlenen bu nafakaya, ”iştirak nafakası" (katılım nafakası) denir. İştirak nafakası,barınma, giyinme, beslenme, eğitim, sağlık ve ulaşım gibi zaruri giderlerden oluşur.

Boşanma davasında karara bağlanan iştirak nafakası, boşanma hükmünün kesinleşmesi ile başlar, lehine nafaka bağlanan çocuğun ergin olmasına kadar devam eder.

Çocuğun ergin olduğu tarihi geçecek şekilde iştirak nafakasına hükmedilemez.

Yoksulluk Nafakası

Boşanma sonucu yoksulluğa düşecek taraf, evliliğin sürmemesinde kusuru diğer eşten daha ağır olmamak koşuluyla geçimi için (diğer taraftan mali gücü oranında) süresiz olarak nafaka isteyebilir. Nafaka yükümlüsünün kusuru aranmaz. (TMK m.l75). Boşanma kararının kesinleşmesi ile eş için verilen tedbir nafakası da sona erer ve mahkeme tarafından yoksulluk nafakasına hükmedilmiş ise yoksulluk nafakası olarak devam eder.

Yoksulluk nafakasının ödenmesine toptan veya irat şeklinde karar verilebilir. İrat biçiminde ödenmesi söz konusu olduğu hallerde, alacaklı tarafın yeniden evlenmesi ve taraflardan birinin Ölümü halinde kendiliğinden kalkar. Alacaklı tarafın evlenme olmaksızın fiilen evliymiş gibi yaşaması, yoksulluğunun ortadan kalkması veya haysiyetsiz hayat sürmesi halinde, nafaka yükümlüsünün açacağı bir dava ile mahkeme tarafından verilecek kararla kaldırılır. Ayrıca tarafların mali durumlarının değişmesi veya hakkaniyetin gerektirmesi durumunda iradın artırılmasına veya azaltılmasına karar verilebilir.

Hâkim, talep edildiği hallerde, irat biçiminde ödenmesine karar verilen yoksulluk nafakasının da aynen tedbirde olduğu gibi gelecek yıllar için tarafların sosyo-ekonomik durumlarına göre ne miktarda ödeneceğini karara bağlayabilir (TMK m.l76).

Bu duruma göre yoksulluk nafakası isteyenin boşanma ile birlikte yoksulluğa düşmesi gerekir. Boşanma davasının neticelenmesinden sonra da koşullar gerçekleştiği takdirde eşler yine yoksulluk nafakası isteminde bulunabilirler.

-Talep olmazsa hakim re’sen yoksulluk nafakasına hükmedemez.

Yoksulluk nafakası dava tarihinden veya talep tarihinden işlemeye başlayacaktır.

Yani boşanma davası içinde istenen yoksulluk nafakasının başlangıç tarihi boşanmaya ilişkin kararın kesinleştiği tarihtir. Boşanma kararının kesinleştiği tarihten sonra açılan dava sonucunda yoksulluk nafakasına hükmedilmişse yoksulluk nafakasının başlangıç tarihi o davanın açıldığı tarihtir.

Yoksulluk nafakası boşanma davası ile istenebileceği gibi ayrı bir dava konusu da olabilir. Boşanma davasının devamı sırasında talep edilen Yoksulluk nafakasından harç alınmaz. Duruşma sırasında duruşmanın her safhasında (son Yargıtay kararları ile ön inceleme duruşmasına kadar) dilekçe vererek veya sözlü isteğin duruşma tutanağına geçirilmesi suretiyle de istenebilir.

Maddi Tazminat ve Manevi Tazminat İstemi

Boşanma kararı verilmesi nedeniyle, mevcut veya beklenen menfaatleri zedelenen kusursuz veya daha az kusurlu taraf, kusurlu taraftan uygun bir maddi tazminat isteğinde bulunabilir (TMK m.174).

-“ Maddi tazminat isteyen eşin kusursuz olması gerekmez, daha az kusurlu olan tarafından da maddi tazminat istenebilmektedir.

Boşanmaya sebep olan olaylar yüzünden kişilik hakkı saldırıya uğrayan taraf, kusurlu olan diğer taraftan manevi tazminat olarak uygun miktarda bir para ödenmesini isteyebilecektir. Medeni Kanun m.174’te manevi tazminat talebinde bulunan tarafın kusursuz olması şartı aranmamış diğer tarafın kusurlu olması yeterli görülmüştür. Yani, manevi tazminat talebinde bulunan davacının kusursuz olup olmadığına bakılmaksızın davalı tarafın kusurlu olması yeterli olacaktır.

Maddi ve manevi tazminat, boşanma davası içerisinde istenebilir; aynı nafaka istemleri gibi... Manevi tazminat, boşanmaya sebep olan olaylar yüzünden kişilik hakkı saldırıya uğrayan tarafından, kusurlu olan diğer taraftan istenecektir. Manevi tazminatın irat biçiminde ödenmesine karar verilemez.

Maddi tazminat miktarı evlilikten mevcut ve beklenen menfaati boşanma kararı verilmesi nedeniyle zedelenen kişinin yoksun kaldığı kişisel yararlarının niteliğine göre hâkim tarafından belirlenecektir. Bilirkişi incelemesi yaptırılamaz.

Mahkeme ancak boşanmaya karar vermesi durumunda maddi ve manevi tazminatın ödenmesine de karar verebilir. Maddi ve manevi tazminatın ödenmesine ilişkin karar boşanma kararının kesinleşmesiyle hüküm ifade eder. Kararda maddi ve manevi tazminat miktarları ayrı ayrı gösterilmelidir. Tazminatlar ayın olarak takdir edilemez. Maddi ve manevi tazminatlar boşanma hükmünün kesinleşmesi tarihinden itibaren muaccel (ödenebilir) hale geleceğinden; karar kesinleşmeden icra edilemez ve faiz işletilemez. Maddi ve manevi tazminata faiz boşanma kararının kesinleşmesinden sonra başlar.

Boşanma davası esnasında istenilen maddi ve manevi tazminat boşanmanın fer’i niteliğinde kabul edilmektedir. Boşanma davasının her aşamasında yazılı veya sözlü olarak istenebilir. maddi manevi tazminat olarak istenilen miktar üzerinden başvurma harcı ve peşin harç, hükmedilen miktar üzerinden de karar ve ilam harcı alınamayacağı gibi bu istek sebebiyle tarafların yararına vekâlet ücretine de hükmedilemez.

-Maddi ve manevi tazminat boşanma davası esnasında istenmediği taktirde; kararının kesinleştiği tarihten itibaren bir yıl içinde ayrı bir dava açılarak da istenebilir. Ancak, boşanma davası sonuçlandığından maddi ve manevi tazminat istemlerinin fer'i olma niteliği kalmaz ve müstakil bir alacak davası gibi nispî harca tabi olur.

Hükmedilen miktar üzerinden karar ve ilam harcı alınacağı gibi bu istek sebebiyle tarafların yararına (istenilen miktarın ret ve kabul oranında) vekâlet ücretine de hükmedilir.

Taraflar arasında yazılı bir sözleşme bulunmadığı takdirde yabancı para üzerinden maddi ve manevi tazminat talebinde bulunulamaz. Maddi ve manevi tazminat istemlerinde fazlaya ilişkin haklar saklı tutularak kısmi istekte bulunulamaz, istenilen miktar tam olarak belirtilmelidir.

Copyright © 2015 - Mavıoğlu
Uşak / Türkiye