(6502 S. K. m. 13, 14) (4721 S. K. m. 24)
Mahkemece yapılan yargılama sonucunda verilen karara karşı, süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dava dosyası incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:
Davacı vekili, 12.05.2017 tarihli dava dilekçesiyle; 23.05.2015 tarihinde ve saat 17:05'de Pozantı İlçesinde düğünü olan müvekkilinin davalı şirketten ………… plaka sayılı ………… marka aracı kiralayarak, aynı gün kız alma töreni için Konya/Ereğli'ye doğru yola çıktığını, otobanda Kemerhisar-Adana yolu 9. km'de hareket halindeki araçtan aniden dumanlar yükseldiğini, müvekkilinin derhal kenara çekerek aracı terk etmesinden saniyeler sonra patlama meydana geldiğini ve aracın tamamen yandığını, itfaiye raporuna göre araçta alev patlaması olduğunu, yangının meydana gelmesinde davacının kusurunun bulunmadığını, deri ceket, gömlek, takım elbise ve ayakkabı gibi elbiselerinin tamamen yandığını ileri sürerek ve fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak, şimdilik 500,00.-TL maddi ve 10.000,00.-TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren yasal faiziyle tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili, 13.11.2015 tarihli cevap dilekçesiyle; davanın zamanaşımına uğradığını, davalı şirketin araç kiralama işiyle uğraştığını, yanan Hyundai marka araçta müvekkilinden ya da aracın kendisinden kaynaklanan herhangi bir hata olmadığını, bütün bakımları süresinde ve yetkili serviste yapılan aracın 2013 model ve 25.000 km'de olduğunu ve garanti süresi içerisinde bu kazanın meydana geldiğini, ……….....A.Ş. tarafından yapılan inceleme sonucu yanmanın motor ya da yakıt deposu içinden gerçekleşmediğinin belirlendiğini, davacının aracı kullanırken gerekli güvenlik tedbirleri ile araç kullanımına ilişkin esas ve ilkelere uyup uymadığını bilme imkanının olmadığını, yanmanın sebebi aydınlanmadığından müvekkiline sorumluluk yüklenemeyeceğini, söndürme cihazı kullanımı, derhal itfaiyeye bildirim yapma, yangına kişisel müdahale ile ilgili sorumlulukların davacı tarafından yerine getirilmediğini ve davacının maddi tazminata ilişkin taleplerinin yerinde olmadığını ve manevi tazminat talebinin fahiş olduğunu savunarak davanın reddini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:
Mahkemece yapılan yargılama neticesinde; davacının maddi zarar olarak 500,00.-TL talep ettiği, fazlaya ilişkin maddi zarar iddiasının sübut bulmadığı, tarafların sosyal ekonomik durumları ve olayın oluş şekline göre sembolik bir manevi tazminata hükmedilmesinin uygun olduğu gerekçesiyle, "Davacının maddi tazminat talebinin kabulüne, 500,00.-TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, davacının manevi tazminat talebinin kısmen kabulüne, 3.000,00.-TL'nin olay tarihi olan 23.05.2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine... manevi tazminat talebi yönünden... istinaf yolu açık, maddi tazminat talebi yönünden talep olunan miktarın kesinlik sınırı altında olması nedeniyle... kesin olmak üzere" karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEBİ:
Davalı ………. Otomotiv Nak. Tur. İnş. San. Tic. Ltd. Şti. vekili, 04.08.2017 tarihli istinaf dilekçesiyle; kararın maddi tazminat bölümü miktar itibariyle kesinlik sınırı altında olduğundan, manevi tazminat talebinin kısmen kabul edilen bölümüne ilişkin istinaf yoluna başvurduklarını, dosyaya sunulan ilk bilirkişi raporunda araçta meydana gelen yangının kesin çıkış sebebi ya da kimin hangi kusurundan kaynaklanmış olacağı yönünde bulgu ya da bir tespit yapılamadığını, yeni bilirkişi raporunda da yine ihtimallere dayalı olarak yorum yoluyla sonuç elde edilmeye çalışıldığını, davalı şirketin sorumlu tutulması gerektiğini ortaya koyan bir durum bulunmadığını, yetkili serviste yapılan inceleme neticesinde araçtaki yangının sebebinin net olarak tespit edilememekle birlikte aracın satış tarihi, kilometresi değerlendirildiğinde üretimsel bir problemden kaynaklanmadığının düşünüldüğünü, olay yerinde olan sürücünün yangına ihmali sebeple ya da dikkatsizlik sonucu yol açmış olabileceğini, yetkili serviste kontrol ve bakımları yapılmış olan araçta teknik bir ayıbının bulunmadığını ve davacıya ayıplı hizmet verilmediğini, davacının manevi zararı olduğunun belirsiz ve manevi tazminat miktarının çok yüksek olduğunu ileri sürerek, yerel mahkeme kararının manevi tazminat yönünden kısmen kabul şeklindeki bölümünün ortadan kaldırılarak bu talebin reddi şeklinde karar verilmesini istemiştir.
GEREKÇE:
Dava dosyasının kapsamı, tarafların iddia ve savunmaları, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri birlikte değerlendirildiğinde; davacı, 23.05.2015 tarihinde davalı şirketten kiraladığı araç ile kendi düğün töreni için yola çıktığını, hareket halinde iken araçtan aniden dumanlar yükseldiğini ve sonrasında patlama ile aracın tamamen yandığını belirterek maddi ve manevi tazminat talebiyle dava açmış, mahkemece "Davacının maddi tazminat talebinin kabulüne... manevi tazminat talebinin kısmen kabulüne... " karar verilmiştir.
Dava, ayıplı hizmet iddiasına dayanan maddi ve manevi tazminat talebine ilişkin olup konu hakkında 6502 sayılı TKHK'nun 13. maddesinde "(1) Ayıplı hizmet, sözleşmede belirlenen süre içinde başlamaması veya taraflarca kararlaştırılmış olan ve objektif olarak sahip olması gereken özellikleri taşımaması nedeniyle sözleşmeye aykırı olan hizmettir. (2)Hizmet sağlayıcısı tarafından bildirilen, internet portalında veya reklam ve ilanlarında yer alan özellikleri taşımayan ya da yararlanma amacı bakımından değerini veya tüketicinin ondan makul olarak beklediği faydaları azaltan veya ortadan kaldıran maddi, hukuki veya ekonomik eksiklikler içeren hizmetler ayıplıdır." ve 14 maddesinde ise "(1)Sağlayıcı, hizmeti sözleşmeye uygun olarak ifa etmekle yükümlüdür." düzenlemeleri mevcuttur.
Somut olaya ilişkin olarak itfaiyenin 23.05.2015 tarihli yangın raporunda; olaya araç yanmakta iken müdahale edildiği, arazöz kaynaklı su ile söndürülmeye çalışıldığı, ancak aracın tamamen yandığı, yangının çıkış nedeni olarak elektrik kontağı olduğunun tahmin edildiği belirtilmiştir.
Mahkemece alınan iki ayrı bilirkişi heyet raporunda ise; 2013 model araçla ilgili olarak itfaiyenin yangın raporuna da değinilerek, seyir halinde iken yanan aracın elektrik kontağındaki bir arıza sebebiyle yanmış olabileceği, şehirler arası yolda seyir halinde iken aracın arka kesiminden başlayan alev ve neticesinde aracın komple yanması ile sonuçlanan olayda, araç kiralayan davacı araç sürücüsünün kusurunun ve ihmalinin bulunmadığı, sürücünün şehirler arası yolda üzerine düşen tüm edimini yerine getirerek aracı yolun sağ kenarına park ederek ilgililere haber verdiği, yangın aracın arka kesiminde başladığından sürücünün aracın bagajında bulunması gerekli yangın tüpü yanı sıra bagajda bulunması muhtemel kişisel eşyalarına ulaşmasının beklenemeyeceği, yangının araç kiralayanın kişisel eşyalarının ziyanına sebep olduğu belirlenmiştir.
Bu durumda, olay günü gerçekleşecek düğünü için kiraladığı araçla yola çıkan davacının, davalının ayıplı hizmeti neticesinde düğün günü yaşanan bu olay nedeniyle maddi zararı yanında manevi olarak da zarar gördüğü, kişilik haklarının zedelendiği, TMK'nun 24. ve TBK'nun 58. maddelerinde düzenlenen koşulların ve 22.06.1966 gün ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında belirtilen özel hal ve şartların gerçekleştiği ve davacının manevi tazminat talep etme hakkının bulunduğu anlaşılmakla, manevi tazminat talebinin kısmen kabulüne ilişkin yerel mahkeme kararında hukuka aykırılık yoktur.
Yukarıda açıklanan nedenlerle ve HMK'nun 355. maddesi gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan inceleme neticesinde, mahkemece verilen kararda bir isabetsizlik bulunmadığından davalının yerinde görülmeyen istinaf talebinin esastan reddine karar verilmiştir.
HÜKÜM:
Gerekçesi ve ayrıntıları yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davalının istinaf talebinin ESASTAN REDDİNE,
2-Bakiye 187,84.-TL istinaf karar harcının davalıdan tahsiline,
3-Davalı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin davalı üzerinde bırakılmasına,
4-Davacı tarafından istinaf gideri yapılmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına,
5-Mahkememizce verilen kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,
Dair verilen karar, HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ve dava dosyası üzerinden yapılan inceleme sonucunda, kesin olmak üzere 02/11/2017 tarihinde oybirliği ile hüküm altına alındı.
Ankara BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
3. Hukuk Dairesi
Esas: 2017 / 1062
Karar: 2017 / 1062
Karar Tarihi: 02.11.2017