Hukuk Genel Kurulu'nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan
sonra gereği görüşüldü:
Davacı B. O.,993/2400 payı oranında malik olduğu 2 parsel sayılı taşınmaza, komşu 6 parsel sayılı taşınmazda yapılan hafriyat
sonucu toprak atıldığını ileri sürerek elatmanın önlenmesine; ayrıca, atılan toprağın kaldırılması için 5.000.000.000 TL. tazminata
hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı arsa sahibi R. G. vekili, müvekkilinin 6 parsel sayılı taşınmazda inşaat yapılması için diğer paydaşlarla birlikte yüklenici A.
C.'le satış vaadi ve kat karşılığı inşaat sözleşmesi yaptıklarını, hafriyat nedeniyle meydana gelen zarardan yüklenicinin sorumlu
olduğunu, davanın reddini savunmuştur.
Davanın reddine ilişkin olarak kurulan hüküm Özel Dairece yukarıda yazılı gerekçeyle bozulmuş, mahkemece önceki kararda
direnilmesine karar verilmiştir.
Dosyadaki bilgi ve belgelere göre, davacının paydaşı bulunduğu 2 parsel sayılı taşınmaza, davalının paydaşı olduğu 6 parsel sayılı
taşınmazda yapılan inşaat nedeniyle hafriyat artıklarının atıldığı, davacının zarar gördüğü anlaşılmaktadır.
TMK.nun 683.maddesi uyarınca, mülkiyet hakkı sahibi davacı, her türlü haksız el atmanın önlenilmesini isteyebilir.
TMK.nun 730.maddesi ise "Bir taşınmaz malikinin mülkiyet hakkını, bu hakkın yasal kısıtlamalarına aykırı kullanması sonucunda
zarar gören veya zarar tehlikesi ile karşılaşan kimse, durumun eski hale getirilmesini, tehlikenin ve uğradığı zararın giderilmesini
dava edebilir...." hükmünü içermektedir.
Hemen belirtilmelidir ki yüklenici, inşaatı yaparken, BK.nun 41.maddesi uyarınca komşu taşınmaza verdiği zarardan sorumludur.
Arsa sahibinin ise, yüklenici ile aralarında gerçekleştirdikleri aktin ifası sırasında meydana gelen zarardan, yukarda değinilen TMK.
nun 730.maddesi uyarınca sorumluluğu bulunmaktadır.
Kuşkusuz, arsa sahibi ile yüklenici arasında, BK.nun 355.maddesi uyarınca imzalanan eser sözleşmesi, âkit tarafları bağlar. Ne var
ki, sözleşmenin tarafı olmayan, yapılan inşaattan zarar gören davacı için hüküm ifade edebileceğini söyleyebilme olanağı
bulunmamaktadır.
O halde, işin esasına girilerek soruşturmanın tamamlanması ve sonuca gidilmesine değinen, Özel Daire bozma kararı usul ve
yasaya uygun, yerindedir. Direnme kararı bozulmalıdır.
SONUÇ:Davacının temyiz itirazlarının kabulü ile direnme kararının Özel Daire bozma kararında ve yukarda gösterilen nedenlerden
dolayı HUMK.nun 429.maddesi gereğince BOZULMASINA, istek halinde temyiz peşin harcının geri verilmesine 8.3.2006 gününde,
oyçokluğu ile karar verildi
Bu Yargıtay Hukuk Genel Kurulu kararı, bir taşınmazda yapılan inşaat faaliyeti sırasında komşu taşınmaza verilen zararlardan arsa sahibinin sorumluluğunu konu almaktadır.
Özetle kararın içeriği ve hukuki sonucu şöyledir:
1. Olayın Özeti: Davacı, kendisine ait taşınmaza, komşu parselde yapılan inşaat ve hafriyat çalışmaları sırasında toprak ve atık döküldüğünü belirterek "elatmanın önlenmesi" ve "tazminat" davası açmıştır. Davalı arsa sahibi ise inşaatın bir yüklenici (müteahhit) tarafından "Kat Karşılığı İnşaat Sözleşmesi" ile yapıldığını, bu nedenle sorumluluğun yükleniciye ait olduğunu savunmuştur.
2. Yerel Mahkemenin Kararı: Yerel mahkeme, zararın yüklenicinin faaliyetinden kaynaklandığı gerekçesiyle davanın arsa sahibine karşı açılamayacağına (husumet yokluğuna) karar vererek davayı reddetmiştir.
3. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun Değerlendirmesi: Yargıtay, yerel mahkemenin kararını hatalı bularak şu hukuki ilkelere dikkat çekmiştir:
- Kusursuz Sorumluluk: Türk Medeni Kanunu'nun 730. maddesi uyarınca, bir taşınmaz maliki mülkiyet hakkını kullanırken komşularına verdiği zararlardan kusuru olmasa bile sorumludur. Bu, "objektif kusursuz sorumluluk" halidir.
- Sözleşmenin Nispiliği: Arsa sahibi ile yüklenici arasındaki inşaat sözleşmesi sadece taraflarını bağlar. Bu sözleşme, inşaattan zarar gören üçüncü bir kişinin (komşunun) tazminat haklarını engelleyemez.
- Mülkiyet Hakkının Korunması: TMK 683. madde uyarınca, mülkiyet hakkı sahibi her türlü haksız el atmanın önlenmesini isteme hakkına sahiptir.
4. Sonuç: Hukuk Genel Kurulu, yüklenicinin kusura dayalı sorumluluğu (BK 41) olsa dahi, arsa sahibinin de taşınmaz maliki olması hasebiyle komşuluk hukukundan doğan kusursuz sorumluluğunun devam ettiğine hükmetmiştir. Bu nedenle yerel mahkemenin "husumet yokluğu" kararı bozulmuş ve işin esasına girilerek davanın görülmesi gerektiği kararlaştırılmıştır.