Hukukhaberleri
Arsa Maliki İle Yüklenici Arasındaki Eser Sözleşmesi ve Bu Sözleşmedeki Sorumluluk Maddeleri Sadece Taraflarını Bağlar Yazdır
Sosyal Medyada Bizi Paylaşın
Hukuk Genel Kurulu 2006/1-127 E. , 2006/50 K.
Hukuk Genel Kurulu 2006/1-127 E. , 2006/50 K.
"İçtihat Metni"
Mahkemesi : Karşıyaka Asliye 3.Hukuk Mahkemesi
Günü : 25.10.2005
Sayısı : 373-282
Taraflar arasındaki "elatmanın önlenmesi, tazminat" davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Karşıyaka Asliye 3.Hukuk
Mahkemesince davanın reddine dair verilen 27.5.2004 gün ve 2003/14 E. 2004/253 K. sayılı kararın incelenmesi davacı vekili
tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 1.Hukuk Dairesinin 21.2.2005 gün ve 340-282 sayılı ilamı ile; (.....Dava, çaplı taşınmaza
elatmanın önlenmesi ve tazminat isteklerine ilişkindir.
Mahkemece, husumet yokluğu nedeniyle davanın reddine karar verilmiştir.
Dosya içeriğinden, toplanan delillerden; kayden davacının pay sahibi olduğu 2 parsel sayılı taşınmaza, davalıların paydaşı
bulundukları 6 parselde yapılan inşaat nedeniyle bir kısım inşaat ve hafriyat artığının atıldığı yerinde yapılan inceleme sonucu
düzenlenen 7.5.2004 tarihli bilirkişi raporuyla belirlenmiştir.
Öncelikle, davacının çaptan kaynaklanan mülkiyet hakkı nedeniyle, bu hakkına yönelik her türlü haksız elatmaların önlenmesini
isteyebileceği, koruma talebinde bulunabileceği Türk Medeni Kanununun 683/1-2 maddesiyle dile getirilmiştir. Davacı eldeki dava ile
yasada öngörülen hakkını kullanmıştır.
Davalılar savunmalarında, paydaşı bulundukları taşınmazdaki inşaatın, Kat Karşılığı İnşaat Sözleşmesi ile dava dışı yüklenici
tarafından yapıldığını, bu inşaat nedeniyle bir zarar doğmuş ise bundan kendilerinin değil yüklenicinin sorumlu olması gerektiğini
ileri sürmüşler, mahkemece de bu savunmaya değer verilmiştir.
Gerçekten de, davacıya zarar verilmesine yol açan inşaatın, davalılar ile dava dışı yüklenici A.C. arasında düzenlenen 12.6.2000
tarihli "Gayrimenkul Satış Vaadi ve Kat Karşılığı İnşaat Sözleşmesi" uyarınca yapıldığı anlaşılmaktadır. Anılan sözleşme ile
yüklenicinin inşa ettiği taşınmazdan bir kısım bağımsız bölümlerinde meydana getirdiği eser karşılığı kendisine ait olacağının
kararlaştırıldığı sabittir. Bu durumda yüklenicinin eseri meydana getirirken, kendi adına olduğu kadar, arsa sahipleri adına da
hareket ettiği kuşkusuzdur.
Yüklenici, yukarda belirtilen şekilde inşaatı yaparken komşu taşınmaza bir zarar vermişse Borçlar Kanununun 41.maddesi
hükmünce kusura dayanan bir sorumluluk altında olacağı muhakkaktır. Bunun yanında arsa sahiplerinin olaydaki sorumluluğu ise
Türk Medeni Kanunun 730 ve 738.maddesi anlamında olup, objektif, kusursuz sorumluluktur.Anılan düzenlemeler gereği arsa sahibi
hiçbir kusuru olmasa bile kendi arsasına yaptırdığı yapının doğuracağı her türlü zarardan yapının maliki olması nedeniyle kusur
aranmaksızın sorumludur.
Arsa sahibi ile yüklenici arasında Borçlar Kanununun 355 ve takip eden maddeleri uyarınca oluşturulan eser sözleşmesinin tarafları
yönünden bağlayıcılığı tartışmasızdır. Ancak sözleşmenin tarafı olmayan, eserin yapımından zarar gören bakımından hüküm ifade
etmeyeceği de açıktır.
Hal böyle olunca işin esasına girilerek soruşturmanın tamamlanması ve sonucuna göre bir karar verirken yazılı olduğu üzere hüküm
kurulması doğru değildir...) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda, mahkemece
önceki kararda direnilmiştir.
TEMYİZ EDEN : Davacı
HUKUK GENEL KURULU KARARI
 
 
 
Hukuk Genel Kurulu'nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan
sonra gereği görüşüldü:
Davacı B. O.,993/2400 payı oranında malik olduğu 2 parsel sayılı taşınmaza, komşu 6 parsel sayılı taşınmazda yapılan hafriyat
sonucu toprak atıldığını ileri sürerek elatmanın önlenmesine; ayrıca, atılan toprağın kaldırılması için 5.000.000.000 TL. tazminata
hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı arsa sahibi R. G. vekili, müvekkilinin 6 parsel sayılı taşınmazda inşaat yapılması için diğer paydaşlarla birlikte yüklenici A.
C.'le satış vaadi ve kat karşılığı inşaat sözleşmesi yaptıklarını, hafriyat nedeniyle meydana gelen zarardan yüklenicinin sorumlu
olduğunu, davanın reddini savunmuştur.
Davanın reddine ilişkin olarak kurulan hüküm Özel Dairece yukarıda yazılı gerekçeyle bozulmuş, mahkemece önceki kararda
direnilmesine karar verilmiştir.
Dosyadaki bilgi ve belgelere göre, davacının paydaşı bulunduğu 2 parsel sayılı taşınmaza, davalının paydaşı olduğu 6 parsel sayılı
taşınmazda yapılan inşaat nedeniyle hafriyat artıklarının atıldığı, davacının zarar gördüğü anlaşılmaktadır.
TMK.nun 683.maddesi uyarınca, mülkiyet hakkı sahibi davacı, her türlü haksız el atmanın önlenilmesini isteyebilir.
TMK.nun 730.maddesi ise "Bir taşınmaz malikinin mülkiyet hakkını, bu hakkın yasal kısıtlamalarına aykırı kullanması sonucunda
zarar gören veya zarar tehlikesi ile karşılaşan kimse, durumun eski hale getirilmesini, tehlikenin ve uğradığı zararın giderilmesini
dava edebilir...." hükmünü içermektedir.
Hemen belirtilmelidir ki yüklenici, inşaatı yaparken, BK.nun 41.maddesi uyarınca komşu taşınmaza verdiği zarardan sorumludur.
Arsa sahibinin ise, yüklenici ile aralarında gerçekleştirdikleri aktin ifası sırasında meydana gelen zarardan, yukarda değinilen TMK.
nun 730.maddesi uyarınca sorumluluğu bulunmaktadır.
Kuşkusuz, arsa sahibi ile yüklenici arasında, BK.nun 355.maddesi uyarınca imzalanan eser sözleşmesi, âkit tarafları bağlar. Ne var
ki, sözleşmenin tarafı olmayan, yapılan inşaattan zarar gören davacı için hüküm ifade edebileceğini söyleyebilme olanağı
bulunmamaktadır.
O halde, işin esasına girilerek soruşturmanın tamamlanması ve sonuca gidilmesine değinen, Özel Daire bozma kararı usul ve
yasaya uygun, yerindedir. Direnme kararı bozulmalıdır.
SONUÇ:Davacının temyiz itirazlarının kabulü ile direnme kararının Özel Daire bozma kararında ve yukarda gösterilen nedenlerden
dolayı HUMK.nun 429.maddesi gereğince BOZULMASINA, istek halinde temyiz peşin harcının geri verilmesine 8.3.2006 gününde,
oyçokluğu ile karar verildi
 
 
 

Bu Yargıtay Hukuk Genel Kurulu kararı, bir taşınmazda yapılan inşaat faaliyeti sırasında komşu taşınmaza verilen zararlardan arsa sahibinin sorumluluğunu konu almaktadır.

Özetle kararın içeriği ve hukuki sonucu şöyledir:

1. Olayın Özeti: Davacı, kendisine ait taşınmaza, komşu parselde yapılan inşaat ve hafriyat çalışmaları sırasında toprak ve atık döküldüğünü belirterek "elatmanın önlenmesi" ve "tazminat" davası açmıştır. Davalı arsa sahibi ise inşaatın bir yüklenici (müteahhit) tarafından "Kat Karşılığı İnşaat Sözleşmesi" ile yapıldığını, bu nedenle sorumluluğun yükleniciye ait olduğunu savunmuştur.

2. Yerel Mahkemenin Kararı: Yerel mahkeme, zararın yüklenicinin faaliyetinden kaynaklandığı gerekçesiyle davanın arsa sahibine karşı açılamayacağına (husumet yokluğuna) karar vererek davayı reddetmiştir.

3. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun Değerlendirmesi: Yargıtay, yerel mahkemenin kararını hatalı bularak şu hukuki ilkelere dikkat çekmiştir:

  • Kusursuz Sorumluluk: Türk Medeni Kanunu'nun 730. maddesi uyarınca, bir taşınmaz maliki mülkiyet hakkını kullanırken komşularına verdiği zararlardan kusuru olmasa bile sorumludur. Bu, "objektif kusursuz sorumluluk" halidir.
  • Sözleşmenin Nispiliği: Arsa sahibi ile yüklenici arasındaki inşaat sözleşmesi sadece taraflarını bağlar. Bu sözleşme, inşaattan zarar gören üçüncü bir kişinin (komşunun) tazminat haklarını engelleyemez.
  • Mülkiyet Hakkının Korunması: TMK 683. madde uyarınca, mülkiyet hakkı sahibi her türlü haksız el atmanın önlenmesini isteme hakkına sahiptir.

4. Sonuç: Hukuk Genel Kurulu, yüklenicinin kusura dayalı sorumluluğu (BK 41) olsa dahi, arsa sahibinin de taşınmaz maliki olması hasebiyle komşuluk hukukundan doğan kusursuz sorumluluğunun devam ettiğine hükmetmiştir. Bu nedenle yerel mahkemenin "husumet yokluğu" kararı bozulmuş ve işin esasına girilerek davanın görülmesi gerektiği kararlaştırılmıştır.

Copyright © 2015 - Mavıoğlu
Uşak / Türkiye