Uşak Avukat
Özet:Japozedelere kötü haber…Japon Yeni’ne endeksli konut kredisinde, dövizin 2-3 kat artışı ve işlem temelinin çökmesi iddiasına dayalı “UYARLAMA” isteği…aşırı ifa imkansızlığı sebebiyle sözleşmeye müdahale talebi… “ülkemizde zaman zaman ekonomik krizlerin vuku bulduğu ve bu bağlamda dövizle borçlanmanın risk taşıdığı da toplumun büyük bir çoğunluğu tarafından bilinen bir olgudur. Davacı, bu riski önceden öngörebilecek durumda olmasına rağmen dövizle kredi kullanmış bulunmaktadır. Kaldı ki, eldeki dava konut kredisi geri ödemesinin başladığı tarihten üç yıl sonra açılmış olup, bu durumda davacının sözleşmeyi benimsediğinin kabulü gerekir. Tüm bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde davaya konu olayda uyarlama koşullarının bulunmadığı anlaşılmaktadır. Mahkemece, değinilen bu yönler gözetilerek uyarlama talebinin reddine karar verilmesi gerektiği”.. hakkında ... Yargıtay 13.Hukuk Dairesinin 21.09.2017 ve 15.11.2016 tarihli kararları …
T.C.
YARGITAY
13. HUKUK DAİRESİ
E. 2016/7269
K. 2017/8431
T. 21.9.2017
Taraflar arasındaki sözleşmenin uyarlanması davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün davalı avukatınca duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davalı... vekili avukat ile davacı vekilinin gelmiş olmalarıyla duruşmaya başlanılmış ve hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra karar için başka güne bırakılmıştı. Bu kez temyiz dilekçesinin süresinde olduğu saptanarak dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü :
KARAR : Davacı, davalı bankadan 120.000,00 TL ve 80.000,00 TL karşılığı 11.550.000,00 ve 80.050.000,00 JPY dövize endeksli konut kredisi kullandığını, ... alırken ödemeyi düşündüğü aylık taksit miktarının ilk ... için 2.270,91 TL ve ikinci ... için 1.666,44 TL olduğunu, ancak Japon Yeninin sözleşme imzalandıktan sonra öngörülemeyen biçimde arttığını ve 21.11.2011 tarihli kur dikkate alındığında aylık taksitinin birinci ... için 5.282,00 TL ve ikinci ... için 3.681,40 TL ye ulaştığını, davalı bankanın yönlendirmesi üzerine Japon Yenine endeksli konut kredisi kullandığını, sözleşme imzalanırken yeterince bilgilendirilmediğini, aşırı ifa imkansızlığı sebebiyle sözleşmeye müdahalenin şart olduğunu, sözleşmenin kurulmasından sonra öngörülemeyen değişiklikler meydana geldiğini, Japon Yeni kurunun iki katından fazla arttığını, konut kredisinin imzalandığı tarihten geriye doğru 30 yıl süreyle çok düşük seyreden kurun 3 yıl içerisinde 2 katından fazla artmış olmasının tüketici açısından öngörülebilecek bir durum olmadığını ileri sürerek kullanmış olduğu konut kredisi taksit miktarının birinci ... için 1.634,00 TL olarak, ikinci ... için ise 1.135,97 TL olarak sabitlenmesine, sözleşmedeki haksız şartların iptaline, mümkün olmaması halinde sözleşmeye müdahale edilerek taraflar arasında adil bir denge kurulması için muhik bir kurun tespit edilmesine, fazla ödemiş olduğu bedellerin tespiti ile fazla ödemenin iadesine, kredi masraflarının iadesine karar verilmesini istemiştir.
Davalı, davacının kendi iradesi ile döviz cinsinden JPY kullandığını, uyarlama koşullarının bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, davanın kısmen kabulüyle 51.997,02 TL'nin (hacze konu edilen 2 adet taşınmazın satış tarihinden itibaren) yasal faizi ile davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, 4.817,31 TL'nin dava tarihinden itibaren yasal faizi ile davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine karar verilmiş; hüküm, davalı vekilince temyiz edilmiştir.
1-)Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalının sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-)Davacının, davalı bankadan 120.000,00 TL ve 80.000,00 TL karşılığı 11.550.000,00 ve 80.050.000,00 JPY dövize endeksli konut kredisi kullandığını ve ilk taksitin 2008 tarihinde başladığı hususları tartışmasız olup, davacı Japon Yeni'nin TL karşısında aşırı değer kazandığını ve bu suretle işlem temelinin çöktüğünü ileri sürerek uyarlama talebinde bulunmuştur. Hemen belirtmek gerekir ki taraflar arasında düzenlenmiş bulunan sözleşmeye bağlılık esas olup, sözleşmenin uyarlanması ise uyarlama koşullarının varlığı halinde başvurulması gereken istisnai bir durumdur. Her şeyden önce sözleşmenin imzalanmasından sonra beklenmeyen olağanüstü durumların gerçekleşmesi, sözleşmenin uzun süreli olması, beklenmeyen olağanüstü durumların herkes için geçerli, objektif ve önceden belirlenemeyecek nitelikte bulunması, değişen koşulların sözleşmeyi çekilemeyecek hale getirmesi bu suretle işlem temelinin çökmesi zorunludur. Dava konusu olayda davacının başlangıçta seçme özgürlüğü varken TL yerine döviz bazında konut kredisi kullandığı, bir başka deyişle serbest iradesiyle kredinin türünü belirlediği anlaşılmakta olup, davalı banka elemanlarının davacıyı yönlendirdiği iddiası ispatlanamamıştır. Öte yandan ülkemizde zaman zaman ekonomik krizlerin vuku bulduğu ve bu bağlamda dövizle borçlanmanın risk taşıdığı da toplumun büyük bir çoğunluğu tarafından bilinen bir olgudur. Davacı, bu riski önceden öngörebilecek durumda olmasına rağmen dövizle kredi kullanmış bulunmaktadır. Kaldı ki, eldeki dava konut kredisi geri ödemesinin başladığı tarihten üç yıl sonra açılmış olup, bu durumda davacının sözleşmeyi benimsediğinin kabulü gerekir. Tüm bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde davaya konu olayda uyarlama koşullarının bulunmadığı anlaşılmaktadır. Mahkemece, değinilen bu yönler gözetilerek uyarlama talebinin reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırıdır. Bozmayı gerektirir.
SONUÇ : Yukarıda 1. bentte açıklanan sebeplerle davalının sair temyiz itirazlarının reddine, 2. bentte açıklanan sebeplerle kararın davalı yararına BOZULMASINA, 1480,00 TL duruşma avukatlık parasının davacıdan alınarak davalıya ödenmesine, peşin alınan harcın istenmesi halinde iadesine, HUMK'nun 440/1 maddesi uyarınca tebliğden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 21.09.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
T.C.
YARGITAY
13. HUKUK DAİRESİ
E. 2016/9171
K. 2016/21110
T. 15.11.2016
Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde taraflar avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR : Davacı, 15.09.2008 tarihli sözleşme ile davalı bankadan 90.000,00 TL karşılığı 7.630.000 JPY dövize endeksli konut kredisi kullandığını, Türk Lirası olarak kullandığı bu krediyi aylık 82.427,99 JPY üzerinden 120 ay vadede geri ödeyeceğini, sözleşme tarihinde 100 JPY 1.2038 TL olduğunu, buna göre kredi alırken ödemeyi düşündüğü aylık taksit miktarının 992,27 TL olduğunu, ancak Japon Yeninin kredi sözleşmesi imzalandıktan sonra öngörülemeyen biçimde arttığını ve 10.01.2012 tarihli kur dikkate alındığında aylık taksitinin 2.014,62 TL ye ulaştığını, davalı bankanın yönlendirmesi üzerine Japon Yenine endeksli kredi kullandığını, sözleşme imzalanırken yeterince bilgilendirilmediğini, aşırı ifa imkansızlığı sebebiyle sözleşmeye müdahalenin şart olduğunu, sözleşmenin kurulmasından sonra öngörülemeyen değişiklikler meydana geldiğini, Japon Yeni kurunun iki katından fazla arttığını, konut kredisinin imzalandığı tarihten geriye doğru 30 yıl süreyle çok düşük seyreden kurun 3 yıl içerisinde 2 katından fazla artmış olmasının tüketici açısından öngörülebilecek bir durum olmadığını ileri sürerek kullanmış olduğu kredi taksit miktarının 992,27 TL olarak sabitlenmesine, fazla ödemiş olduğu bedellerin tespiti ile iadesine, ayrıca kredinin kullanımı sırasında kendisinden tahsil edilen kredi masraflarının davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı, davacının kendi iradesi ile döviz cinsinden kredi kullandığını, uyarlama koşullarının bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, davacının davalı bankaya dava tarihinden itibaren toplam 133.337,78 TL borçlu olduğunun tespitine, ödemelerin aylık 1.646,14 TL ( 81 ay ) olarak yapılmasına, 7.392,40 TL ( kredi kullandırım, istihbarat, ekspertiz, bireysel kredi başvuru ücreti ) nin dava tarihinden itibaren yasal faizi ile davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, Hesap işletim masrafının iadesine dair talebin mahkememizin görevsiz olması nedeni ile reddine, Sigorta masraflarına dair talebin reddine,karar verilmiş; hüküm, taraflarca temyiz edilmiştir.
1-)Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davacının tüm, davalının sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-)Davacının, davalı bankadan 15.09.2008 tarihinde 7.630.000 Japon Yeni tutarında konut kredisi kullandığı ve ilk taksitin 15.10.2008 tarihinde başladığı hususları tartışmasız olup, davacı Japon Yeni'nin TL karşısında aşırı değer kazandığını ve bu suretle işlem temelinin çöktüğünü ileri sürerek uyarlama talebinde bulunmuştur. Hemen belirtmek gerekir ki taraflar arasında düzenlenmiş bulunan sözleşmeye bağlılık esas olup, sözleşmenin uyarlanması ise uyarlama koşullarının varlığı halinde başvurulması gereken istisnai bir durumdur. Her şeyden önce sözleşmenin imzalanmasından sonra beklenmeyen olağanüstü durumların gerçekleşmesi, sözleşmenin uzun süreli olması, beklenmeyen olağanüstü durumların herkes için geçerli, objektif ve önceden belirlenemeyecek nitelikte bulunması, değişen koşulların sözleşmeyi çekilemeyecek hale getirmesi bu suretle işlem temelinin çökmesi zorunludur. Dava konusu olayda davacının başlangıçta seçme özgürlüğü varken TL yerine döviz bazında kredi kullandığı, bir başka deyişle serbest iradesiyle kredi türünü belirlediği anlaşılmakta olup, davalı banka elemanlarının davacıyı yönlendirdiği iddiası ispatlanamamıştır. Öte yandan ülkemizde zaman zaman ekonomik krizlerin vuku bulduğu ve bu bağlamda dövizle borçlanmanın risk taşıdığı da toplumun büyük bir çoğunluğu tarafından bilinen bir olgudur. Davacı, bu riski önceden öngörebilecek durumda olmasına rağmen dövizle kredi kullanmış bulunmaktadır. Kaldı ki, eldeki dava kredi geri ödemesinin başladığı tarihten üç yıl sonra açılmış olup, bu durumda davacının sözleşmeyi benimsediğinin kabulü gerekir. Tüm bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde davaya konu olayda uyarlama koşullarının bulunmadığı anlaşılmaktadır. Mahkemece, değinilen bu yönler gözetilerek uyarlama talebinin reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırıdır. Bozmayı gerektirir.
SONUÇ : Yukarıda 1. bentte açıklanan sebeplerle davacının tüm, davalının sair temyiz itirazlarının reddine, 2. bentte açıklanan sebeplerle kararın temyiz eden davalı yararına BOZULMASINA, peşin alınan 27,70 TL harcın istenmesi halinde temyiz eden davalıya iadesine, HUMK'nun 440/1 maddesi uyarınca tebliğden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 15/11/2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Av.Mehmet Kaya